6 Mart 2019 Çarşamba

How To Get Away With Murder (1. Sezon)

 
İlk sezonu 2014'te ABC'de yayınlanan avukatlık dizisidir. Sezonlar 43 dakikalık 15'er bölümden oluşur. Viola Davis (Annalise), Charlie Weber (Frank), Liza Weil (Bonnie), Alfred Enoch (Wes), Jack Falahee (Connor), Aja Naomi King (Michaela), Matt McGorry (Asher), Karla Souza (Laurel), Billy Brown (Nate) ve Conrad Ricamora (Oliver) başrollerde yer alır. Dizinin kemik kadrosu epey kalabalıktır. Hem olaylar hızla aktığı, hem de çok karakter etrafında döndüğü için tempo yüksektir. 
 

Hikaye Philadelphia, Pennsylvania'da geçer. Middleton Üniversitesi'nde ders veren siyahi ceza hukuku avukatı Annalise Keating sınıftaki en başarılı beş öğrenciyi seçerek home office bürosunda çalıştırır. Bu beş birbirinden hırslı öğrencinin yanı sıra, Annalise yanında iki tane genç associate çalıştırmaktadır. Yeni katılan stajyerleri dizginleyip Annalise'in davalarına yardımcı olmakla görevli bu ikili de en az Annalise ve stajyerler kadar entrikalarla dolu ve hırslıdır. 
 
Genel olarak siyahi karakteri bol bir dizidir. Zaman zaman ırkçılığa göndermeler yapılır. Siyahi ve beyaz karakterler arasında bazen nefret söylemleri içeren şiddetli diyaloglar geçer. Örneğin, Annalise Sam'le kavga ettiğinde, Sam'in dışarıda kendini iyi ve vicdanlı biri gibi göstermek için siyahi bir kadınla evlendiğini, böylece bir tür sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdiğini iddia edecek kadar ileri gider. 
 
Dizide cinsel içerikler boldur. Karakterlerin tümünün bir normal, bir de gayrimeşru ilişkileri vardır. Herkes herkesle kolayca seks yapar. İşin antipatik tarafı, gizliliklerinin çok önemli olduğunu bilen karakterler saçma sapan davranarak herkese açık alanda öpüşür, sevişir. Ve mutlaka arkalarda bir yerde bunu gören ve ileride koz olarak kullanan birileri çıkar. Hikayedeki heteroseksüel karakterlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. 
 
 
Karakterler çok ilkesiz, kalpsiz, hırslı, başarmak için her şeyi yapabilecek sinsi kişiler olarak tasvir edilir. Herkesin herkese karşı dili keskindir, davranışlar düşmancadır.  Bu bakımdan ilk başlarda kimsenin kimseye yakınlık duymadığı, herkesin yükselmek için tırmaladığı, aralarında hassas bir şekilde saklamak zorunda oldukları ortak bir sırları olmasa birbirlerini rahatça harcayabilen tiplerden oluşan ruhsuz bir ergen dizisi görüntüsü çizer. Sezon sonuna doğru karakterler yavaş yavaş derinleştirilir. Bu kadar kötü olmalarına neden olan bir takım geçmiş travmalardan bahsedilir. İzleyicide hafif bir sempati uyanmaya başlar. 
 
Bu travma muhabbeti fazlaca vurgulanır hatta. Şöyle diyaloglar sık sık karşımıza çıkar: "Geçmişte yaşadıklarına bakınca bu yaptıkları normal." Annalise, insanın geçmişinde yaşadığı kötülüklerin bugün kötü biri olmasına katkı sağladığına inanır. Kendisi de sorunlu bir gençlik yaşadığı için suçlularla empati kurar, genelde kötülerin avukatlığını yapar. Bunu yaparken de kimsenin gözünün yaşına bakmaz, en sevdiklerini harcama pahasına davaları kazanır.

Görsel olarak diziye koyu renkler fazlaca hakimdir. Sık sık flashforward'lar yapılır. Karanlık, sisli bir ortamda geleceği görürüz. Karakterler sabahlara kadar dağınık bir evin içinde, üzerindeki onca baskıyla birlikte karanlık karanlık çalışıp birbirlerinden nefret ederler. Klostrofobisi olanları krizlere sokacak bir atmosfer hakimdir.  


Dizinin en ikonik sahnesi, bu yapay karanlığın biraz dağılmaya başladığı, Annalise'in ayna karşısında makyajını ve peruğunu çıkardığı sahnedir. Geceleri yatmadan önce, kendine yarattığı mükemmel dış görünümden sıyrılıp nihayet kendisi olmaktadır. Annalise'in çevresindeki yüksek duvarları aşıp ona daha yakından bakabildiğimiz ilk sahne budur. 
 
Dizinin ikinci en güzel kısmı da, Annalise'in muhteşem ötesi annesi Ophelia Harkness'ın boy gösterdiği bölümlerdir. Kızının dibe çöktüğü esnada yardım dilendiği Ophelia kalkıp Annalise'in yanına gelir. İlk önce faydasız kocası yüzünden bu halde olduğu için onu paylayıp muhteşem bir giriş yapar. Sonra yumuşak yüzünü gösterir, kızına şefkatini sunar. Yalnızca en kilit noktalarda gösterdiği bu şefkatli yüzü dünyalara bedeldir. Öyle ki, Annalise annesinin bu yönüne duyduğu ihtiyaç yüzünden onun yakıcı, yargılayıcı ve suçlayıcı sözlerine kulaklarını tıkamaya çalışır. En sonunda patlayıp annesini evden kovduğunda, Annalise'in geçmişiyle ilgili bir gerçeği öğreniriz ve duvarlar ikinci kez yıkılmış olur. Ophelia, yıllar önce Annalise'e tecavüz ettiğini bildiği amca'yı, uzun yıllar çalışarak aldığı evinin içinde yanarak ölmeye terk etmiştir. Bilip kılını kıpırdatmadığını düşündüğü için annesinden nefret eden Annalise'in bir anda dünyası değişir. 

Tüm bölümlerin isimleri, bölümde geçen repliklerden alınır. 
 
1. Pilot
2. It's All Her Fault
3. Smile, Or Go To Jail
4. Let's Go To Scooping
5. We're Not Friends 
6. Freakin' Whack-a-mole 
7. He Deserved To Die
8. He Has A Wife 
9. Kill Me, Kill Me, Kill Me
10. Hello Raskolnikov
11. Best Christmas Ever 
12. She's a Murderer 
13. Mama's Here Now
14. The Night Lila Died
15. It's All My Fault 

Annalise Keating: Küçükken amcası tarafından tecavüze uğrar. Aksi ve geçimsiz annesinin buna göz yumduğunu düşünür. Bu psikolojik problemlerini anlatmak için gittiği psikoloğu Sam'e aşık olur ve evlenirler. Sam'in kendisini daha önce Bonnie dahil çeşitli kadınlarla aldattığını bilmektedir. Kendisi de karısı kanser olan polis dedektifi Nate ile ilişki yaşamaktadır. Zaten dizide genel olarak herkesin birden fazla ilişkisi vardır ve her bölümde birkaç seks sahnesi yer alır.


Frank Delfino: Annalise'in yakışıklı associate'idir. Kendisine verilen gizli görevleri tereyağından kıl çeker gibi yerine getirir. Hitman gibi bir karakterdir. Dizinin sonunda Lila cinayetindeki kritik rolünü öğreniriz. Aslında bir sevgilisi olan Laurel ile ilişkisi vardır. Annalise'in gözünde her zaman diğer associate'i Bonnie'den daha güçlüdür.
 
Bonnie Winterbottom: Annalise'in diğer associate'idir. Kendisine verilen görevlerde çuvallar. Annalise'e yaranmaya çalışır, ancak tüm çabaları başarısızlıkla sonuçlandığı için azarlanır. Her zaman Frank'in gerisinde kalmaktadır. Sam'e aşıktır. Kafasını dağıtmak için Asher ile yatar. Aralarında zamanla ilişki başlar.
 
Wes Gibbins: Annalise'in sınıfına yedeklerden katılmıştır. İlk derste kendisine sorulan soruyu yanıtlayamaz. Sınıfta dalga konusu olacaktır. Bir gece Nate ile Annalise'i evde basar, bunun üzerine Annalise onu yakınında tutmak için yanına alır, kendisiyle birlikte çalışmasını kabul eder. Ekipteki diğer dört öğrenci tarafından torpilli olduğu için sürekli dışlanır. Karşı komşusu sorunlu Rebecca ile yakınlaşıp sevgili olurlar. Rebecca, su deposunda ölü bulunan Lila Stangard'ın yakın arkadaşıdır, aynı zamanda bu cinayetten yargılanmaktadır. Sam cinayetini işler, bunu Annalise'e anlatır. Böylece artık bu altılı, daha sonra Frank ve Bonnie'nin de öğrenmesiyle sekizli, ortak bir sırra sahiptir. 

Connor Walsh: Annalise'in sınıfın en iyilerini seçeceği assignment'ı yapmak için bir hacker'la yatan, grubun en slut karakteridir. Bencil ve umursamazdır. Çapkındır. Cinayete karıştığında ilk başta sıyrılmak istese de elindeki kozlar yetersiz olduğundan çenesini kapalı tutar. İlerleyen bölümlerde hacker'ı Oliver onu dize getirecek, kedi gibi bir aşık olmasını sağlayacaktır. Dizinin en eğlenceli karakteridir. 
 
Michaela Pratt: Aşırı hırslı, akıllı, zengin koca avcısı kasabalı bir kızdır. Zengin aile çocuğu Aiden'la nişanlıdır, düğünlerine az kalmıştır. Bu süreçte cinayete karıştığı için işler karışır, düğün iptal olur. Bu arada Aiden'ın daha önce Connor'la ilişkisi olduğunu, eşcinsel olduğunu öğrenir. Aiden'ın aşırı kontrol manyağı annesi, Aiden'ın bu sırrını saklamak için Michaela'yla evliliği desteklemektedir. Cinayete yardım ve yataklık etmeyi başta kabul etmez, Connor'la işin içinden sıyrılmaya çalışırlar. Elinde yeterince koz olmadığı için devam etmek zorunda kalır. Sınıfın en iyisidir. Davalarda önemli şeyleri genelde Michaela keşfeder. İyi bir avukat adayıdır.
 
Asher Millstone: Zengin çocuğudur. Çalışkandır. Son derece tuhaf bir tiptir. Biraz pervert, biraz weird, tam bir iticidir. Yine de cinayete karışanların dışında kaldığı için saf bir yönü vardır. Bonnie, Annalise'ten darbe yediği gün kafa dağıtmak için Asher ile yatar. O günden sonra ilişkileri bir şekilde devam eder. Mide bulandırıcı, sevimsiz bir tiptir.
 
Laurel Castillo: Ekibin en sinsi, en pislik, en sessiz karakteridir. Aslında zengindir, bu özelliğini pek göstermez. Ailesi tarafından ciddiye alınmaz. O da onların sığlığını küçümser, kibirlidir. Frank'i tavlar. Onu parmağında oynatmaya başlar. Bu nedenle Bonnie'nin nefretini kazanır. İstediği kişiye sadece çıkarı olduğu anda yaklaşır.  
 
Nate Lahey: Annalise'in sevgilisidir. Dizinin en mülayimidir. Başına Annalise tarafından gelmeyen dert kalmaz. Basit bir polis memuruyken önce görevinden alınır, sonra Sam'i öldürdüğü gerekçesiyle hapse atılır. Yetmez, hapisten çıkarılsın diye Annalise'in kurduğu dümenle içeride feci şekilde dayak yer. Bu arada karısı da kanser hastasıdır, ileri boyutlara sıçramıştır. Bahtsız bedevinin önde gidenidir.
 
Oliver Hampton: Connor'ın kendi çıkarları için tavladığı hacker'dır. Aralarındaki şey dizi boyunca devam eder. Connor'ı hizaya getirir, adam eder. Maalesef dizinin sonlarında AIDS hastası olduğu ortaya çıkar. 

Genel olarak olayların gidişatı sardığı için bir solukta izleyebileceğiniz, bolca karanlık atmosfere, erotik sahneye, şantaja, gerilime sahiptir. Hala Suits en favori avukatlık dizim, ama How To Get Away With Murder da Annalise'in müthiş öfkelendiği ve davayı tek başına sırtlayıp kazandığı gaz sahneleri sayesinde araya sıkıştırılacak çerezlik bir alternatif olabilir.

Hiç yorum yok: