23 Ocak 2017 Pazartesi

Kitaptan Diziye: A Series of Unfortunate Events - (#2) The Reptile Room


Talihsiz Serüvenler Dizisi’nin ikinci kitabı olan Sürüngen Odası’nda (The Reptile Room), Baudelaire yetimleri koruyucuları Mr. Poe tarafından bu kez başka bir akrabaları olan Montgomery Montgomery’nin yanına yerleştirilirler. Çocuklar başta Count Olaf fobileri nedeniyle bu yeni akraba fikrinden hoşlanmasalar da, zamanla Uncle Monty onlarda çok iyi izlenimler bırakır. Çocukları onlar için yaptığı pastayla karşılar. Onlara güleryüz ve samimiyet gösterir. Count Olaf’ın aksine her birine ayrı odalar verir. Çocukların kütüphanesinden faydalanmasını memnuniyetle karşılar. Birlikte sinemaya, seyahatlere gitme planları yaparlar.
Baudelaire yetimleri, Count Olaf’la geçirdikleri talihsiz günlerin ardından nihayet rahat bir yaşama kavuştular diye düşünecek oluruz, ki bu noktada yazar Lemony Snicket araya girerek hikayenin talihsiz gidişatını okura bir kez daha hatırlatır. Talihsizliklerin başlaması uzun sürmez.
Uncle Monty’nin bir herpetolog olduğunu ve evinde kocaman bir sürüngenler odası barındırdığını söyleyelim. Count Olaf’ın çocukların izini bulduğunu ve Uncle Monty’yi öldürerek çocukları Peru’ya kaçırmaya çalıştığını da söyleyelim. Unutmayın, bu seriyi okumaya başladıysanız her şey iyi giderken, gelecek talihsizliklerle ilgili spoiler’lar yemeye alışmalısınız.
Dizi ve kitap arasında bu kez daha fazla fark var. Dizide olayların arka planına atıfta bulunan ekstra sahneler var. Örneğin Jacquelyn’in sürekli çocukları koruması, Count Olaf’ın peşinde olması, çocukların anne ve babasının Peru’daki sahneleri kitapta yok. Dizi olay örgüsünü biraz daha karmaşık hale getirerek bunu yetişkinlerin izleyebileceği hale getiriyor. İyi de yapıyor, çünkü kitap çocuklara uygun olmasına rağmen dizi çok çok çocuk eğlendiren türden değil, daha karanlık bir atmosferi var.
Dizinin çok tutacağını, bir sonraki sezonun yayınlanacağını zannetmiyorum. Bir çocuk kitabı, tahmin edersiniz ki abartılı mantıksızlıklar ve fazla kolay bir olay örgüsü içerir. Dizi, olay örgüsünü karmaşıklaştırmakla iyi etmiş, ancak yine de o abartılı mantıksızlıklar bir yetişkinin katlanabileceği düzeyde değil. Örneğin Mr. Poe tarzı salaklığa çoğunlukla zor katlanıyorum.
Kitapları tek başına çok güzel, oyunculukları da gittikçe daha beğenir oldum. Örneğin, dizinin ilk iki bölümünde, Neil Patrick Harris’in role tam yakışmadığını söylemiştim ama izlediğim sonraki iki bölümde bu fikrim tamamen değişti. Karakteri iyice oturtmuş. Tekinsiz, megaloman, bir o kadar sarsak. Ancak bunlar diziyi kurtarmaya yetmeyecek muhtemelen. NPH’i HIMYM’dan izleyip gelen kitle, bu dizide yüksek ihtimalle aradığını bulamayacak.
Bu arada, çok küçük bir sahnede, Harris’in sihirbazlık yeteneklerini de gösterdiğini söyleyelim (Peru biletlerini gösterirken). Önümüzdeki bölümlerde de böyle küçük numaralar görürüz umarım.
DİZİYLE KİTAP ARASINDAKİ FARKLAR 
– Kitapta Uncle Monty ile yetimlerin ebeveynleri arasındaki ilişkiden çok bahsedilmemiş. Dizide, Monty, ailesinin çok sevdiği kuzenleri olduğunu söylüyor. Çocuklara duvarında anne ve babalarının resmini bile gösteriyor (ya da piyano mu deseydik, anne ve babasının da piyano içinde olduğunu iddia ediyor). Belki olayların arka planına bir gönderme vardır yine.
– Kitapta Uncle Monty şişman ve kırmızı suratlı bir adamken dizide melez bir adam tarafından canlandırılmış. Yine de o sevecenliği iyi yansıttığını düşünüyorum. Yalnız benim gözümde bir Uncle Dursley (ama bu sefer sempatik) canlanmadı değil.
– Dizide yine Jacquelyn ve Gustav var, bu kez sinemada ortaya çıkıyor. Kitapta bu iki karakter yok. Sadece Gustav’ın lafı ikinci kitapta biraz geçiyor,
– Kitapta çocukların odaları ayrı, Uncle Monty’yi gaddar Count Olaf’tan ayıran özelliklerden biri de bu. Dizide ise hepsini aynı odaya almışlar. Çekimleri kolaylaştırmak açısından olsa gerek. Çok büyük bir eksik diyemem.
– Kitapta Doctor Lucafont eli kancalı adam ve erkek. Dizide Lucafont kadın hemşire olmuş ve eli kancalı adam haricinde, başka biri tarafından canlandırılıyor. Ayrıca Count Olaf’ın diğer arkadaşları da çeşitli rollerle eve geliyorlar. Mr. Poe’nun salaklığı iyice abartılmış.
– Kitapta Count Olaf’ın bileğindeki dövmenin pudrayla kapatıldığını Violet buluyor. Dizide tüm ipuçları gözünün önüne serildiğinde Mr. Poe bu aldatmacayı kendisi çözüyor.
– Dizide gördüğünüz heykelle ilgili hiçbir şey yok kitapta. Dediğimiz gibi, Jacquelyn ekstra bir karakter.
Jacquelyn çocuklara Josephine teyzelerini bulmalarını söylüyor dizide. Kitapta böyle bir şey yok. Bir sonraki akrabalarının kim olduğunu bilmiyoruz.
Böylelikle dizinin 8 bölümlük ilk sezonunun yarısını tamamlamış oldum. Bundan sonraki kitapları ve dizileri de takip etmeyi düşünüyorum. Dizi bana çok eğlenceli gelmiyor, ama kitaplarını bitirmeyi istiyorum. Diziyi de okudukça izleyeceğim. Dizinin devam edip etmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.
İyi okumalar/iyi seyirler.

Hiç yorum yok: