30 Mayıs 2016 Pazartesi

Kitaptan Filme: Fahrenheit 451

İthaki Yayınları, kitap kapağı
Çeviri: Zerrin-Korkut Kayalıoğlu
Ray Bradbury'nin 1953 yılında The Ballentine Publishing Group tarafından yayınlanan distopik-bilim kurgu romanı. Hikaye geleceğin Amerika’sında geçer.

Televizyon ve radyo insanların ilgisini çekmiştir. Zamanla kitaplara olan ilgi azalmış, vakit aldığı gerekçesiyle tercih edilmez olmuştur. Kısa süreli televizyon ya da radyo programlarını takip etmek varken uzun uzun kitap okumak vakit kaybıdır. İnsanların bu hedonizm zaafını fark eden otorite, kitapların melankoli kaynağı olduğu ve kitle iletişim araçları varken kitaplara hiç de gerek olmadığı propagandasını yayarak kitapların yasaklanmasına neden olmuştur.

Bu toplumda itfaiye kurumunun anlamı değiştirilmiş; görevi yeniden yazılmıştır. Artık tüm evler yangına karşı korumalı olduğundan insanların yangın söndürme yardımına ihtiyacı yoktur. Bunun yerine itfaiye gelen ihbarlar üzerine kitaplarla birlikte evleri, hatta eğer direnirlerse ev sahiplerini yakar. Dolayısıyla itfaiye, tıpkı polis ya da sokak çeteleri gibi bir kontrol aracına dönüştürülmüştür.

Ateş kavramı yeniden anlamlandırılmıştır. Yıkıcı, yok edici bir madde olan ateş yeni toplumda “temizlik” ile bağdaştırılmıştır ve halk da bu yeni anlama inandırılmıştır. En ufak bir sorgulama ve özgürlük kıvılcımı yakılarak “yok edilmez”; “temizlenir”.

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Diziden Kitaba: Supernatural - Nevermore

Dean ve Sam Winchester, ilk sezonlardan
bir görüntü
Supernatural 2005 yılından bu yana devam eden bir dizi. Şu anda 11. sezonu oynuyor. Şahsen işsiz olduğum bir yaz oturup 6. sezonuna kadar soluksuz izlemiştim, kalanını denk gelirsem izledim.

Doğaüstü varlıkları avlayan, birbirine çok bağlı olan iki erkek kardeşin hikayesi. Bugüne kadar devam etmesinden anlaşılacağı gibi çok fazla hayranı var. Peşinde koşulan varlıkların ilginçliğinden çok, iki karakter dikkat çekiyor. Dean Winchester, klasik rock ve klasik araba seven, bira içip tek gecelik ilişkiler yaşayan aşırı komik ve cool bir karakter. Sam Winchester onun aksine kültürlü, çalışkan, sadık, daha sakin. İkisi arasındaki komik çatışmalar ve birbirlerine karşı duydukları bağlılık dizinin izlenme sebebi.

Dizinin 2007 yılından bu yana basılmış bir düzine roman uyarlaması ("novelization") var. Bu yazıda ilk roman uyarlaması olan Supernatural: Nevermore'dan biraz bahsedelim. Sayfanın konsepti kitaptan filme olsa da, bu yazıda istisna yapıp diziden kitaba uyarlanan bir kurguyu konuşalım.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Kitaptan Filme: Harry Potter and the Philosopher's Stone

J.K. Rowling'in ismini bu şekilde
kısaltmak, Bloomsbury'nin fikri.
Böylece yazarın kadın olduğu
ilk başlarda okurdan saklanıyor.
Harry Potter serisinin ve aynı zamanda yazarı J.K. Rowling'in ilk romanı. 1997 yılında Bloomsbury yayınevi tarafından İngiltere'de; 1998 yılında Scholastic Corporation yayınevi tarafından Harry Potter and the Sorcerer's Stone ismiyle Amerika'da yayınlanır. 2001 yılında Chris Columbus yönetmenliğinde Warner Bros tarafından filmi de çekilecektir.

Şüphesiz 21. yüzyılın en dikkat çekici edebiyat/sinema olaylarından biri. Ben serinin bu ilk filminde film-kitap-film sıralamasıyla ilerledim. Filmi izlemek keyifliydi, yalnız özellikle yarısından sonra biraz sıkılmıştım. Yaratılan evrene gözüm alışana kadar her şey çok heyecan vericiydi; alıştığımda olayların çözülmesini beklemek beni yormuştu.

Kitabı ise bir solukta okudum. Ve filmde neden sıkıldığımı anladım. Çünkü film, 17 bölümlük bir romanın her bölümünü sırayla işlemiş, yaklaşık olarak 10. bölümden sonra temposu biraz durağanlaşıyor. Heyecan verici şeyler olmasına rağmen o sırada yorulmuş oluyorsunuz ve dikkatiniz dağılıyor. Bir film için 17 bölümü sıkmadan aktarmak zor. Bölümlere ayırma taktiği kitapta tam tersine, işe yarıyor. 

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Kitaptan Filme: The Martian

Gravity, Interstellar, The Martian. Son 3 yıldır her sene bir uzay temalı film şeklinde ilerliyoruz, çok da güzel oluyor. The Martian, bu 3 film arasında psikolojinizi en az yoran, moralinizi en az bozan film. Mars'a inip araştırma yapan Ares III ekibi, fırtına nedeniyle görev güncellemesi alarak aniden havalanmak zorunda kalıyor. Fırtınada ana iletişim aracının anteni koparak mürettebatın makine mühendisi ve botanisti Mark Watney (Matt Damon)'a çarparak ciddi bir yara almasına neden oluyor. Mark'ın öldüğünü düşünen mürettebat zor bir karar vererek onsuz kalkış yapıyorlar. Günler geçiyor, Mark'ın hala hayatta olduğu ve Mars'ta kendine bir mini yaşam alanı oluşturduğu çeşitli sinyallerle anlaşılıyor. NASA mühendisleri ve Mark bir şekilde iletişim kurmanın yolunu buluyorlar. Yaklaşık 1,5 sene boyunca süren bir Mars'ta yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. İçinde ne başka bir evrende kapana kısılmışlık depresyonu var, ne de ölüm korkusu. İçinde gayet pozitif ve keyifli bir adamın Mars'ta sürekli iyiyi düşünerek ayakta kalma hikayesi var.

Bir uzay filmi bu kadar da soap opera'ya dönüştürülmez ki diyorsunuz. İşin ilginç kısmı burada. Gerçekçi olamayacak kadar pozitif sahnelerle dolu olan bu filmin NASA'dan da onay aldığını öğreniyoruz. Boş bir kitap değil. Gerçekçi olmayan, örneğin Mars'ta fırtına çıkması gibi sahnelerin de yazar tarafından bilerek abartıldığını öğreniyoruz. Filme karşı güven burada başlıyor. Bence bu noktadan sonra ilgi çekici oluyor.

12 Mayıs 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: The Godfather

Don Vito Corleone (Marlon Brando)
İtalyan asıllı Amerikalı yazar Mario Puzo'nun 1969'da yayınlanan mafya romanı. Kitapta Corleone ailesinin 1945-1955 yılları arasındaki çöküş ve toparlama evreleri yer alır. Ayrıca bir bölümde geri dönüş yapılarak 1910'lu yıllara gidilir ve Don Vito Corleone'nin bu işe nasıl bulaştığı anlatılır.

Burada karıştırmamak gereken bir şey var; Mario Puzo tek bir roman yazıyor ve ilk Baba filmi tamamen bu romandan uyarlama olarak çekiliyor. İkinci ve üçüncü filmlere karşılık gelen bir kitap yok* ancak Mario Puzo her 3 filmin de senaryo yazımına yardım ediyor. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla Mario Puzo tarafından yaratılmış bir dünya olduğunu söyleyebiliriz.

Elbette tamamen hayal ürünü değil, yazar Amerika'daki gerçek İtalyan mafyatik ilişkilerden esinleniyor. Örneğin, New York çevresinde gücü elinde bulunduran "Beş Aile" aslında gerçek. Ayrıca, Johnny Fontane karakteri, Frank Sinatra'dan esinlenilerek oluşturulmuş.

10 Mayıs 2016 Salı

Kitaptan Filme: The Shawshank Redemption

Andy Dufranse (Tim Robbins) ve Red (Morgan Freeman)
Stephen King'in 1982 yılında yayınlanan ve Türkçeye Kuşku Mevsimi olarak çevrilen kitabında yer alır bu 110 sayfalık hikaye. 1994 yılında The Shawshank Redemption adıyla sinemaya uyarlanmıştır. Filmle tanınırlığı arttıktan sonra Altın Kitaplar, kitabı Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli adıyla tekrar basacaktır. 

Stephen King, hikayenin sonunda okuru şaşırtmayı ve sarsmayı başaran ve hep benzer paternler kullanarak yazan büyük bir yazar. Bu öyküde de klasik patern takip edilmiş. Öyküyü alıştığımız Stephen King kurgularından ayırıp bana sevdiren şey Red karakteri oldu. 

Red, görmüş geçirmiş, artık bulunduğu ortama uyum sağlamış ve keyfine bakan, babacan bir karakter. Red gibi basit ancak uyanık bir adamın gözünden Andy Dufranse gibi gizemli ve zeki bir gencin karakterini analiz etmek büyük bir keyifti benim için. 

5 Mayıs 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: L'Ecume des jours

Roman, 1946 yılında Boris Vian tarafından yazılmıştır. Aşk romanı olarak tanıtılsa da, kadın-erkek ilişkisini aşina olmadığımız bir dekorun içine yerleştirerek işlediğinden, bildiğimiz aşk romanlarına benzemez.

Colin Chloé'ye evlenme teklif eder
Gerçeküstü bir zeminde yaratılan mekanlar, karakterler arasında alışılagelmişin dışında ilişkiler, yazarın mühendis geçmişinden ve ‘Patafizik felsefeye göre şekillendirdiği dünya görüşünden esinlenen yaratıcı objeler, hastalıklar, baştan sona absürd ilerleyen hikaye.

Mekanlardan başlayalım. Ana karakter Colin ve aşçısı, aynı zamanda da yaşam koçu Nicolas, koridorunun 2 yanında camlar bulunan, mutfak lavabosundan yılan balıklarının avlanabildiği başlangıçta geniş, sonra Colin’in biricik aşkı Chloé hastalandığı ve gitgide ölüme yaklaştığı için duvarları daraldıkça daralan, kararan ve bakımsızlaşan bir evde yaşamaktadır.