30 Kasım 2016 Çarşamba

Kitaptan Filme: The Great Gatsby


Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald‘ın yazdığı, 1925 yılında Charles Scribner’s Sons tarafından yayınlanan kısa bir roman. Amerikan Rüyası döneminde, soylu ve zengin bir aileye mensup Daisy’yi etkilemek için içki kaçakçılığından kazandığı parayla yükselip zengin olan, kendisine mükemmel bir imaj yaratıp insanları etkileyen Jay Gatsby karakteri anlatılıyor.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Kitaptan Filme: The Revenant


Amerikalı yazar Michael Punke‘ın 2002’de yayınlanan, 19. yüzyılın sonlarında yaşamış gerçek bir karakter olan Hugh Glass‘ın hikayesini kurgusal bir şekilde anlattığı romanı. Uzun adıyla, The Revenant: A Novel of Revenge.
Kitabın öyküsünü kısaca anlatalım. Hugh Glass, kürk ticareti için Missouri Nehri civarında sefere çıkan bir birliğin en tecrübeli ve becerikli adamlarından bir tanesi. Seferin ortasında ayı saldırısına uğrar.

23 Kasım 2016 Çarşamba

Kitaptan Filme: On The Road



Beat Kuşağı'nın öncüsü sayılan Amerikalı yazar Jack Kerouac'ın 1951 yılının Nisan ayında, 3 haftada yazıp bitirdiği roman.

Yazıldıktan 6 sene sonra, 1957 yılında Viking Press'ten yayınlanıyor. Roman à clef dediğimiz, kurgusal otobiyografi diye tanımlanabilecek türe giriyor. Romandaki anlatıcı Sal Paradise, aslında Jack Kerouac'ın kendisi, yan karakterler Kerouac'ın gerçek arkadaşları ve olaylar neredeyse tamamen gerçek. Kerouac'ın 3 haftada, bir rulo kağıda bilinç akışıyla kesintisiz olarak yazıp bitirdiği orijinal taslakta karakterlerin hepsi gerçek adlarıyla anlatılıyor ve bu versiyon daha uzun. Yalnız içinde sansüre takılabilecek çok öğe olduğu için revize ediliyor, sonunda karakterlerin isimleri değiştiriliyor, formatla oynanıyor ve kısaltılarak yayınlanıyor.

Sansürsüz halini merak edenler, ilk basımının 50. yıl dönümü olan 2007 yılında, On The Road: The Original Scroll adıyla basılan orijinal taslağı okuyabilirler.

Beat, II. Dünya Savaşı sonrasında bir grup genç yazar ve şairin bir araya gelerek şiir, jazz, uyuşturucu, yol, deneyim, tutkulu diyaloglar, ilham, açık cinsellik, delilik, konformist hayata karşı duruş anahtar kelimeleriyle dışa vurduğu bir anlayış. Beat Kuşağı'nın manifestosu kabul edilen On The Road'dan ve yine bu ortamda yetişmiş diğer yazarların eserlerinden sonra ufak ufak bir akıma dönüşüyor, yayılıyor. Seveni çok olduğu gibi nefret edeni de çok oluyor.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Kitaptan Filme: The Danish Girl


Amerikalı yazar David Ebershoff'ın 2000 yılında yayınlanan ilk romanı. Danimarkalı ressam Einar Mogens Wegener, kendisi gibi ressam olan Gerda Gottlieb ile 26 sene evli kaldıktan sonra, 47 yaşında ameliyatla cinsiyetini değiştirerek kadın oluyor. Roman, bu gerçek hikayeyi kurgusal bir şekilde anlatıyor. 

Kurgusal biyografi diyebiliriz, çünkü dediğimiz gibi gerçek hikayeye ekleme/çıkarma yapılmış. Örneğin kitaptaki Einar ve Gerda 6 yıllık evli, Gerda'nın adı Amerikalı okurun dikkatini çekmek için Greta olarak değiştirilmiş ve kökeni de yazar Ebershoff'un memleketi olan California olarak gösterilmiş. Einar Wegener'in hayatı hakkında referans olarak kullanılabilecek bir kitap değil. Ressamlar hakkında daha gerçek bilgilere ulaşmak istiyorsanız 1933 yılında yayınlanan, Lili Elbe'nin notlarını vs. bir araya getiren Niels Hoyer'in Man into Woman kitabını okumanızı tavsiye edelim ve yorumlara geçelim. 

Kitap, 2 şey sayesinde ilgi çekmeyi başarıyor:

10 Kasım 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: Blindness


1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar José Saramago'nun yazdığı, 1995 yılında yayınlanan roman.

Neresi olduğunu bilmediğimiz bir yerde aniden belirsiz bir nedenle körlük salgını ortaya çıkar. İlk enfeksiyon kapan hastalar, ülkenin geri kalanını korumak için karantinaya alınırlar. Dar mekan, çok insan, az yiyecek, hijyen eksikliği, devletin verdiği bakım ve koruma sözünü tutmaması, ordunun orantısız güç ve adaletsizliği gibi sebeplerle kısa sürede kaotik bir ortam oluşur. Bir gün hastanede yangın çıkar, kendilerini denetleyen gardiyanlar da kör oldukları için gözetleme kulelerini terk etmişlerdir. Üzerlerindeki kontrolün kalktığını keşfeden körler kapalı parmaklıkların arkasından kaçıp sokaklara, evlerine geri dönerler. Evlerinde, karantina altına alındıkları hastaneye göre daha güvenli ve insani koşullar altında yaşayan körler daha sonra bir bir görme yeteneklerini geri kazanacaklardır.

Romanda mekan ve insan isimleri yok. Karakterler örneğin Doktor, Doktorun karısı, Araba Hırsızı gibi sıfatlarla anılıyorlar. Hikayenin nerede geçtiğini bilmiyoruz. Tıbbi açıklamalar, bireysel özellikler, vs. bu tip detaylar yok.

3 Kasım 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: Breakfast at Tiffany's


Amerikalı yazar Truman Capote'nin 1958 yılında yayınlanan ve bundan 3 sene sonra sinemaya uyarlanarak günümüze kadar popülerliğini koruyan kısa romanı. 

Anlatım tekniği bakımından dikkat çekici bir kitap. Kafa karıştırmadan nasıl anlatacağımı bilemiyorum, özetlemeye çalışayım. Ortada 4 farklı anlatıcı var, 4'ü de bir şekilde zamanında Holly'den etkilenmiş ve daha sonra ondan haber alamamış kişiler. Bir gün biri Holly'nin izine rastlıyor, daha sonra bir diğeri bunu tesadüfen öğreniyor ve hikayenin asıl Anlatıcısına aktarıyor. Asıl Anlatıcı da senelerdir görmediği Holly karakterini hatırlıyor, hafızasında kaldığı kadarıyla okura anlatıyor. Kendisinden etkilenen 4 kişinin zihninde kalan Holly'yi okuyoruz. Yani hikayenin merkezi, konusu, amacı Holly Golightly

Peki kim bu Holly? Anlatıcının eski alt kat komşusu. Apartmanda sürekli partiler verip gürültü yapan, umursamaz, uçarı, güzel bir genç kadın. 14 yaşında dul bir çiftlik sahibiyle evleniyor, kardeşi Fred'i de yanlarına aldırıyor. Derken bu evlilik ona ağır geldiği, şartlarından memnun olmadığı ve daha fazlasını istediği için çiftlikten kaçıp New York'a geliyor, burada asıl adı olan Lulamae BarnesHolly Golightly olarak değiştiriyor ve café society ortamına katılarak çevresini genişleniyor.