19 Kasım 2017 Pazar

Kitaptan Filme: The Chronicles of Narnia: The Lion, The Witch and the Wardrobe

1898 İrlanda doğumlu Clive Staples Lewis'ın 1950'de yayınlanan alegorik çocuk romanı serisinin çıkan ilk kitabıdır. 

Biyografi
C.S. Lewis, 10 yaşındayken annesini kaybeder. 13 yaşında Cherbourg House'da eğitim görür, burada o ana kadar inandığı Hristiyanlık inancını bırakır ve 13 yaşında ateist olur. 19 yaşındayken Oxford Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. İngiltere'de Birinci Dünya Savaşı çıktıktan üç sene sonra İngiliz ordusuna katılır. 20 yaşındayken savaşta yaralanır, 21 yaşındayken ordudan ayrılır. 27 yaşında Oxford Magdalene College'da İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde dersler verir, buradaki kariyeri 29 sene sürecektir. 31 yaşındayken Tanrı'nın varlığını tekrar kabul eder. 33 yaşındayken, yakın arkadaşı ve meslektaşı, Roma Katolik kilisesi mensubu J.R.R Tolkien'le yaptığı bir konuşmanın ardından Hristiyanlığa geri döner. Yazarlık kariyeri için önemli bir dönüm noktasıdır. İsmini duyurduğu 7 kitaplık The Chronicles of Narnia serisi Hristiyanlık üzerine kurulu, oldukça belirgin atıflar içeren alegorik bir seridir. 34 yaşındayken, aralarında yine Tolkien'in de bulunduğu "The Inklings" topluluğuna katılır, burada eserler üretirler ve birbirlerinin eserlerini eleştirirler. 43 yaşındayken BBC'de Hristiyanlıkla ilgili kısa radyo konuşmaları yapmaya başlar. 52 yaşındayken Narnia serisinin, yazımıza konu olan ilk kitabını yayınlar. 56 yaşındayken Cambridge Üniversitesi'ne geçer. 66 yaşındayken, Kennedy ve Aldous Huxley ile aynı günde ölür.

1 Kasım 2017 Çarşamba

Kitaptan Filme: Ağrıdağı Efsanesi

1970 yılında Cem Yayınevi'nden çıkan Yaşar Kemal romanıdır. 1975 yılında Memduh Ün yönetmenliğinde sinemaya uyarlanır. Gülbahar Fatma Girik, Ahmet'i Hakan Balamir canlandırır. Cem Yayınevi'nden sonra birkaç yayınevi daha baskısını yapsa da en çok Yapı Kredi Yayınları baskıları akılda kalmıştır. YKY baskısını okuyanlar, Abidin Dino'nun güzel çizimlerini de görme fırsatına sahip olurlar.
Ağrıdağının yamacında, dört bin iki yüz metrede bir göl vardır, adına Küp gölü derler. Göl bir harman yeri büyüklüğündedir. Çok derinlerdedir. Göl değil bir kuyu. Gölün dört bir yanı, yani kuyunun ağzı, fırdolayı kırmızı, keskin, bıçak ağzı gibi ışıltılı kayalarla çevrilidir. [...] küçücük bir kuş dönmeye başlar. Sivri, uzun, kırlangıca benzer bir kuştur. Gölün üstünde çok hızlı döner. Uzun, ak halkalar çizer üst üste. Ak halkalar tel tel gölün som mavisine düşer, tam günün battığı anda kavalcılar çalmayı keserler.