3 Ekim 2018 Çarşamba

Dizi: Castle Rock


J.J. Abrams ve Stephen King ortaklığıyla Hulu'dan yayınlanan, 2018'in en çok ses getiren yapımlarından Castle Rock'ın ilk sezonunu bölüm bölüm, tüm detaylarıyla yorumladık. Diziyi izledikten sonra çayınızı kahvenizi kapın, bölümleri birlikte inceleyelim. İyi okumalar.



1. Bölüm | Severance

Gizem öğelerinin bir bir sofraya getirildiği gri atmosferli bu ilk bölüm izleyiciyi bir güzel kendine çekmeyi başarır. Her sahneyle birlikte hikayeye şüpheli görünen başka bir karakter katılır. Aynı bölüme hem korkunç bir şekilde kendini öldüren Lacy, hem uzun yıllardır bir depoda tutsak olan The Kid, hem de kasabada adı lanetle anılan Henry Deaver şeklinde üç garabet karakter sokulur. Seyirci bunların arasındaki bağlantıya kafa patlatadursun, bir yandan da sürekli olarak yapılan  flashback ve flashforward'lardan Henry Deaver'ın ne ayak olduğunu çıkarmaya çalışır. 

Gelelim bölümün açıklamasına. İlk olarak 27 yıl öncesine, 1991 yılına gidiyoruz. Henry Deaver ormanda kaybolur ve 11 gün boyunca ortaya çıkmaz. Serif Alan Pangborn onu bulup evine getirir. Buraya dikkat: Henry'nin elinde beyaz bir heykelcik var ve bulunduğunda orman karlı; üstelik 11 gündür ormanda tek başına olmasına rağmen soğuktan acı çekmiş gibi bir hali yok. Bu kısmın gizemini 9. bölümde anlayacağız. Bu arada Shawshank hapishanesi müdürü Lacy korkunç bir şekilde intihar eder. Yerine atanan yeni müdire, hapishanenin Lacy tarafından yaklaşık 30 yıldır kullandırıltmayan bir bloğu olduğunu öğrenince kıllanıp inceleme ekibi gönderir. Ekip depoda It filminden Pennywise olarak hatırladığımız Bill Skarsgârd'ın bir kafeste tutsak halde bulur. Açıkgöz müdire, kısa sürede çocuğu oraya tıkanın Lacy olduğunu anladığı için olayı örtbas etmek eğilimindedir. Ama bu isteğini gerçekleştiremez. Çünkü kafesten çıkan, The Kid olarak isimlendireceğimiz bu çocuğa ismi sorulduğunda Henry Matthew Deaver der. Biraz önce ormanda kaybolduğunu öğrendiğimiz arkadaşın ta kendisidir. Gardiyanlardan sarışın ve tipsiz olan bu ismi duyunca, kasaba tarafından hiç de sevilmeyen gerçek Henry Deaver'a ulaşır. Ona Kid'den bahseder. Geçimini avukatlık yaparak kazanan Henry de atlar otobüse yıllar sonra Castle Rock'a, bu gizemli olayın altını kurcalamaya gelir. 

Bunlar olurken Henry'nin gözünden geçmişine dönüyoruz. Yalnız çok dönemiyoruz, çünkü şerif Alan tarafından bulunduğu 1991 senesinden öncesini hatırlamıyor. Bulunduğundan kısa bir süre önce babasıyla ormanda geziye çıkarlar, babası beli kırılmış halde bulunur, Henry ise 11 gün kayıptır. Kasaba halkı Henry'nin babasını öldürdüğüne, sonra dönüp ormana kaçtığına, hatırlamıyor numarası yaptığına inanır, bu yüzden Henry'yi sevmezler. Henry'yi kasabada görünce heyecanlanan tek kişi uyuşturucu kullanan, mütevazi giyimli, tuhaf emlakçı Molly'dir. Molly'ye sonraki bölümlerde geleceğiz. 

Castle Rock'a ayak basar basmaz soluğu annesinin evinde alan Henry'yi burada iki sevimsiz sürpriz bekler. İlk olarak Alzeihmer'lı annesi artık şerif Alan'la birlikte yaşamaya başlamıştır, ikinci olarak da babasının mezarının kaldırıldığını, izin için imzanın şerif tarafından atıldığını öğrenir. Annesi yerine kararlar veren bu adamın fırsatçı bir pislik olduğuna kanaat getiren Henry aşağı yukarı 5. bölüme kadar Alan'a artistlenmeye devam eder. Sonra işin aslında öyle olmadığını yavaş yavaş anlayacaktır. Bu arada Alan'ın ağzından laf almaya çalışmayı da ihmal etmez. Zindandan çıkan Kid'i bilip bilmediğini öğrenmeye çalışır. Önemli bir nokta: Alan soruyu geçiştirir, 2. ve 5. bölümleri dikkatli izleyin. 

Dizi bundan sonra çok da anlamlı olmayan iki gerçek üstü sahneyle devam eder. İlk olarak Henry, Lacy'nin intihar ettiği yere gider, ki yine önemli bir nokta: burası kendisinin yıllar önce Alan tarafından bulunduğu yer, burada yürürken etraf bir anda karla kaplanır, arkasında küçük Henry belirir, sonra bir anda hepsi yok oluverir. Kar önemli demiştik. İkinci sahnede, gece kameraları takip eden gardiyan, Kid'in diğerlerini öldürüp kamerada doğrudan kendisinin yüzüne baktığını görür. Bu sahne biraz kafa karıştırıcı. 2. bölümü beklemeniz gerekiyor. [Spoiler: Çünkü 2. bölümde Kid'in böyle bir eylemde bulunmadığını, tüm gece hücresinde kaldığını öğreniyoruz. Burada Kid, memura hayaller göstererek akıl oyunu yapıyor anlaşılan. Yalnız olmayanı olmuş gibi göstermek pek de onun yöntemi değil, dizide altı en boş kalan sahnelerden biri. Akıl oyunu yapma yeteneğini ve tehlikeli biri olduğunu iyice kafamıza girsin diye Bilal'e anlatır gibi anlatmış olmaları muhtemel.]

Son olarak bir flashbackle ilk bölüm biter. Lacy, son günlerinde Kid'e sorarlarsa adım Henry dersin diye tembihler. [Spoiler: 9. bölümü izledikten sonra, ismi sorulduğunda zaten doğal olarak Henry diyeceğini anladığımız için yersiz bir tembih.] Yine ilk bölümde seyirci Kid, Lacy ve Henry arasında bağ kurabilsin diye konmuş bir sahnedir muhtemelen.


2. Bölüm | Habeas Corpus

İlk bölümle karman çorman olmuş kafalar, daha düşük tempolu ikinci bölümle biraz dinlenme fırsatı bulur neyse ki. Bu bölüm genel olarak Lacy'ye odaklanır. 

Bölüm arka planda Lacy'nin sesiyle başlıyor. Bu kısma en sonda döneceğiz. Kid'i tek kaldığı odadan alıp başka bir mahkumun yanına tıkarlar. Adam dazlağına yaptırdığı dövmeleri, iri yarı vücudu, çıkardığı tuhaf sesleri ve savurduğu küfürleriyle Kid'i korkutup sindirmeye çalışacağını en baştan belli eder. Elbette Kid'in geçen bölümden öğrendiğimiz akıl oyunu kabiliyetinden habersizdir. Sabaha çıkmaz. Yapılan otopside kalp krizinden öldüğü, ayrıca tüm hücrelerinin kanserli olduğu ortaya çıkar. Kid'in namı yayıladursun, Molly'nin geçmişine döneriz. Küçükken Henry ile karşılıklı evlerde oturduklarını, Henry'nin hissettiklerini hissedebilmek gibi bir psişik yeteneği olduğunu öğreniriz. Henry kasabaya geri gelince bu yeteneği de geri gelir. Geçmişi hatırlar. Henry'nin kaybolduğu dönemde polisten bir şeyler sakladığını görürüz. Henry'nin kaybıyla ve babasının durumuyla ilgili bir şeyler biliyor gibi bir hali vardır. 

Bu arada Henry, Kid davasının altını kurcalamak için kasabadaki çalışmalarına başlar. İlk olarak Lacy'nin evine gider. Görme engelli dul eşi onu eve alır. Lacy'nin çekmecelerini karıştırır, "elçiler" temalı onlarca dini metin bulur. Dul eşe bir telefon gelir, eve girenin Henry olduğunu anlayınca öfkelenip onu evden kovar. Lacy ile birlikte papaz Matthew Deaver'ın cemaatinde olduklarını öğreniriz. Kasaba halkının geri kalanı gibi, Martha da Matthew'i öldürenin Henry olduğunu düşündüğü için onu sevmez. Bir önemli bilgi: Lacy, her pazar Martha'yı kiliseye bırakıp ormana gider. Orman lafına dikkat. Aklınızın bir köşesine kazıyın. 6. bölümde aydınlanacağız. 

Lacy'nin evinde işe yarar bir şey bulamayan Henry, gardiyanla iletişime geçerek onu Shawshank'a sokmasını ve Kid'le görüştürmesini ister. Gardiyan mırın kırın eder. Henry bunun üzerine çözümü kilise otobüsüyle hapishaneye sızmakta bulur. Bu arada koğuş arkadaşının gizemli ölümünden sonra hapishane yönetimi Kid'i tek kişilik hücreye tıkar. Gardiyan punduna getirip Kid'i hücresinden çıkarır, arka kapıda Henry'yle görüştürür. Henry, beni avukatın olarak iste der. 27 yıl boyunca tutsak ettikleri için yüzde yüz kazanacağı temiz bir dava gözüyle bakar. Habeas Corpus bildiriminde olduğu gibi, yargıç kararı olmadan kişiyi hapsedemeyeceklerini, serbest bırakmak zorunda olduklarını düşünür. Kid'in tuhaflığına pek takılır gibi bir hali yoktur. Aklı fikri kazanacağı davada, repütasyondadır. Henüz bir idam davasını kaybetmiş olmanın travmatik etkileri sürmektedir anlaşılan.

Gelelim Lacy'ye. Bölüm Lacy'nin sesiyle başlıyor demiştik. Bölüm sonunda bu sesin Lacy tarafından Alan'a bırakılmış bir mektup olduğunu görüyoruz. İçinde Kid'le ilgili önemli kanıtlar olduğu için Henry okuduktan sonra derhal imha eder. Lacy, küçükken erkek kardeşinin intihar etmesiyle birlikte dünyadaki amacını sorgulamaya başlar. Sonra Tanrı'nın bir gün buna cevap verdiğini, karşısına Kid'i çıkardığını söyler. Tanrı Lacy'yle konuşur, Kid'in bir daha ışığı görmesine izin verme der, onu nasıl tutsak edeceğini bir bir anlatır. Hatırlayın, gardiyan Kid'i arka bahçeye çıkarmıştı, burada Kid yıllar sonra ilk kez ışığı gördü, belki de bir şeyler tam bu anda aktive oldu. Burada bir parantez açalım. Alan bölümün ortalarında, barda yeni müdireyle karşılaştığı zaman, Lacy'nin şeytanı yakaladığını, o gün gökyüzünün maviye döndüğünü, o çocuğun asla bırakılmaması gerektiğini söyler. Ta-tam. İlk bölümde Alan Kid'den haberdar mı acaba diye sormuştuk ve yanıt alamamıştık. İşte cevabı burada. Lacy Kid'i orada tuttuğunu kasabadan birkaç kişinin bildiğini yazar, bunlardan biri Alan'dır. Başka bilen var mı, henüz bilmiyoruz. Lacy 27 yılın sonunda ruhunu bir şüphenin kapladığını söyler. Sonunda intihar edeceğini uzun zamandır biliyor gibi bir hali vardır. Castle Rock'ın hala bir koruyucusu olduğuna inanıyorum diye bitirir mektubunu. Koruyucuyla kimi kastettiğini henüz bilmiyoruz. 


3. Bölüm | Local Color

Tam Kid'in geçmişine inmeye başlamışken bu bölümde hikayenin yönü başka bir tarafa çekilir, temposu yavaşlatılır, doğaüstü görüntülerle gizemin dozu artırılır, kafalar iyice çorba olur. Molly'nin geçmişini biraz daha eşelediğimiz bir bölümdür. 

Kid yemekhanede yemek yerken duvarda Lacy'nin fotoğrafını görünce çok öfkelenir. Kid'i oraya tıkanın Lacy olduğunu baştan beri herkes bilir ama bir türlü kanıtlayamaz. Gardiyan yemekhanede tanık olduklarını Henry'ye kanıt olarak yetiştirse de yeterli değildir. Henry, Kid'i kaçıranın Lacy olduğuna dair somut kanıt aramaya koyulur. 

Henry'nin kasabaya gelişiyle birlikte Molly'nin dengesi bozulmaya başlar. Sürekli olarak geçmişi hatırlar. Matthew ormanda beli kırılmış vaziyette bulunduktan sonra eve getirilir, makineye bağlı tedavi görür. Molly bir akşam kafasının içinde Henry'nin düşünceleri bağrışırken hipnotize biçimde gidip Matthew'in fişini çeker ve onu öldürür. O gün bugündür Matthew'in hayali yakasını rahat bırakmaz. Geceleri rüyasında sürekli onu görür. Hatta bölüm sonuna doğru hayaleti bir kez belirip kaybolur. Bu noktada araya girelim. Kayıp çocuklar, hatırlanmayan geçmişler, tutsak gizemli karakterler, lanetli bir kasaba şeklinde ilerleyen bir dizi şablonu var başından beri. Durduk yere rahibin ruhu beliriyor. Huzursuz ruhların yaşayanlara musallat olduğu saçma sapan bir gidişata mı sapacak acaba diye şüphelenip biraz umutsuzluğa kapılıyoruz. Sonuçta musallat ruh izlemek istesek Siccin 6'ya gideriz. Bir paralel evren muhabbeti bekliyoruz ki, 2018 yapımı Stephen King evrenine ayak bastık. Merak etmeyin. Molly'nin rahip travmasını vurgulayıp, aklımızı karıştırmaya çalıştıkları bir sahneden ibaret. Öyle ya bu bölümün amacı, geçen bölümde tam da çözmeye yaklaşıyoruz sandığımız Kid'in gizemini biraz daha merak ettirmek, tempoyu durdurmak, dikkati dağıtmak. Ruhlar yok, hayaletler yok. Keep calm and carry on.

Gizemi sündürmek için sıkıcı bir bölüm çekiyoruz, bari seyircinin dikkatini iyice dağıtalım mantığıyla çekilmiş başka bir tuhaf sahne daha var bu bölümde. Molly, Henry'yi gördüğünden beri kafasındaki sesler artar. Yarın sabah emlakla ilgili bir televizyon programına katılıp ev tanıtımı yapması gerekir. Kendini iyi hissetmez, gecenin bir vakti satıcının peşine düşer. Her zamanki çocuk elinde mal kalmadığı için onu başka bir çocuğa yönlendirir. Karanlık bir yoldan gidip ulaştığı esrarengiz mekanda çocuklardan oluşan tuhaf, maskeli bir mahkeme gerçekleştirilmektedir. Apışıp kalırız haliyle. Bu sefer de antik çağdan kalma Ray Bradbury korkutuculuğuna doğru mu gidiyoruz diye huzursuz oluruz. Neyse ki yönetmen şakayı fazla uzatmaz. Oyunu düzenleyen çocuğun basit bir ergen olduğunu anlarız. Uyuşturucu sattığını örtbas etmek için kendine böyle bir maske uydurmuştur. Molly çocuktan uyuşturucu aldığı sırada polis mekanı basar, Molly'yi içeri tıkar. 

Tesadüfen Shawshank'ta bulunan Henry, hapishane memurlarının Emlakçı'dan bahsettiklerini duyar duymaz araya girer. Molly'yi kurtarıp sabah programına yetiştirir. İyi ki de yapar bunu, çünkü Molly sayesinde Kid için istediği kamuoyunu yaratmış olurlar. Henry'nin kafasının içindekilerin etkisi altındaki Molly programda evi bırakıp Shawshank'ta hukuksuzca tutulan Kid'den bahsetmeye başlar. Böylelikle Kid'in hikayesi ilk kez halka taşınır, Müdire'nin örtbas etme çabaları boşa çıkar. Henry tekrar Shawshank'a girdiğinde artık onu Kid'in avukatı olarak tanırlar, özenle buyur ederler. Henry ve Kid ilk görüşmelerini yapar, Henry, Kid'e onu buradan çıkarıp deli bir tazminat kazanacaklarını vaadeder. Kid. Hala işin maddi boyutundadır. Kid ise hiç oralı olmaz, Henry'nin yaşını sorar yalnızca. 39 yanıtını alınca biz akıllı izleyiciler hemen 39'dan 12'yi çıkarıp 27 sonucunu buluruz. Kid 27 yıldır içeridedir.


4. Bölüm | The Box

Henry'nin etrafında dönen, temponun yükselmeye başladığı bir bölümdür.

Geçen bölüm Molly'yi korkutan rahip hayaleti bu kez Henry'yi korkutur. Bir önceki bölümde yaptığım yorumu tekrarlıyorum. Keep calm and carry on.

Kid, koğuşa girip kendini korkutmaya çalışan hödük hapishane avukatına esrarengiz bir hikaye anlatır. Dizi başından beri ilk kez bu kadar uzun cümleler kurar. Burası önemli: ismi bedeninin üzerinde kendinden başka kimsenin göremeyeceği şekilde yazılı olan, kanla kaplı bir kaftan giyen, Tanrı'nın Sözü diye bilinen bir varlıktan bahseder. Lacy'nin bahsettiği Tanrı'nın Sözü'nün ta kendisidir. Dizi boyunca din ve tanrıyla bağdaştırılan bu varlığın aslında dünyevi bir varlık olduğunu öğrenmiş oluruz böylece.

Henry bu bölümde ilk kez geçmişinden bir görüntü hatırlar. Tel kafesin arkasında toprağın üzerinde oturur, elinde oyuncak araba, yukarıdan sopalı ve fenerli bir adam iner. Bu sahnenin gizemini 9. bölümde çözeceğiz. Henry gözünü bürüyen para ve repütasyon hırsından yavaştan vazgeçer, kasabada büyük bir gizem olduğunu nihayet kabullenir, geçmişini hatırlamak için tırmalamaya başlar. Kendi kayıp haberlerini tarayıp Vince Desjardins ismine ulaşır. Evine gidip kardeşini bulur, kendi kayıp dosyasını evinde sakladığını öğrenir, dosyayı ondan alır. Sonra gidip Alan'la yüzleşir. Ormanda neden kendisini tek aradığını, kanıtı olmadığı halde Vince Desjardins'ı neden şüpheliler listesinden çıkardığını sorar. Bu arayışı Ruth'a yaranmak için yaptığını, o kadar da özenli davranmadığını ima eder. Alan da dayanamayıp ağzındaki baklayı çıkarır. Ölmeden önceki gün Matthew'in bir kağıda "Henry yaptı" yazıdığını söyler. Henry, Matthew'i itmiştir. Bunu öğrendikten sonra sarsılır, Molly'ye gidip ben yapmış olabilirim der, kasabayı terk etmeye karar verir, gardiyanı arayıp davayı bıraktığını söyler. Gardiyan buna manasız dramatik bir tepki vererek hapishanede katliam yapar, en sonunda kendisi de öldürülür. Kanı ve vahşeti bol bir bölüm olur.


5. Bölüm | Harvest

Başından beri fark ettiyseniz bir bölüm aksiyon, bir bölüm gerilim şeklinde devam ediyor hikaye. Tam bazı yanıtlara ulaşacağınızı sanarken birden tempoyu durdurup kafa karıştırıyorlar. Ağızlara birer parmak bal çalıp hikayeyi daha da dağıtarak ilerliyorlar. Bu bölüm, şablona uygun olarak izleyiciye bol gizem ve kafa karışıklığı vaadediyor.
Gardiyanın katliamı üstlerin kulağına gidince Henry'yi serbest bırakmak zorunda kalırlar. Kid, kendisini kabul edecek bir akıl hastanesinde kontenjan açılana kadar Molly'nin boş evinde kalmaya başlar. Kid, bir akşam çıkıp bir evin kapısı önünde dikilir, başlangıçta mutlu olan ev halkı dakikalar içinde kafayı yer, evde katliam çıkar. Bunun üzerine Kid, gittiği her yere lanet götürdüğünü fark edip umutsuzluğa kapılır. Delikte kalmalıydım diye feveran halindeyken Molly onu sakinleştirip eve getirir. Burada önemli bir nokta: Kid'in yanında küçük beyaz bir heykelcik görürüz. Tıpkı yıllar önce Henry Deaver ormanda bulunduğunda yanında taşıdığı beyaz heykel gibi. Bu heykelin anlamını 9. bölümde anlayacağız, dikkatle izlemeye devam. Bu arada Molly, Kid'in zihninde çok fazla ses duyduğunu söyler. Bu da önemli bir ayrıntı. Molly, Henry ve Kid arasında bir ses bağlantısı var, bunu yazın bir kenara.

Kid sakinleştikten sonra Henry onu alıp Ruth'un bahçedeki evine götürür. Alan onu gece vakti bir başına bahçesinde görünce çok öfkelenir. Şimdi yıllar öncesine gidelim. Bundan 27 yıl önce, Lacy Kid'i bagaja tıkmış, hapishaneye doğru götürürken Alan onları durdurur. Bagajı kontrol edip Kid'i görür. Lacy, ona güvenmesini ister. Alan güvenip kurcalamaz. Yıllarca Kid rüyalarına girer. 27 sene sonra onu karşısında görünce, üstelik hiç yaşlanmamış olması karşısında dehşete düşer. Şeytan olduğundan şüphelenir. Kid elbette şeytan falan değildir. Kendisi hakkında ser verip sır vermeyen Kid, Ruth'a yardım edebilirim diyerek Alan'ın dikkatini çekmeyi başarır. Ruth'a yardım etmekle neyi kast ettiğini henüz bilmiyoruz ama şöyle bir tüyo vereyim. Kid akıl oyunları yapabilen bir karakter. Belli ki Alan'la aralarında bir gerginlik var. Alan'ın en büyük zaafı olan Ruth konusunda ona yardım eder miydi? Yoksa bunu kullanıp Alan'a zarar mı verirdi? 6. bölümü bekleyin.

Bu arada bölümle ilgili önemli bir detay daha. Ruth bölüm ortasında intihar etmeyi dener. Henry onu kurtarır. Alan'ın perişan olduğunu görünce dört bölümdür sürdürdüğü inadı ve kini biraz kırılacak gibi olur. Alan, 1991 yılında Ruth'a yüzük aldığını, Henry'yi alıp Matthew'den kaçmayı teklif ettiğini, Ruth'un reddettiğini bir bir anlatır. Yıllar sonra Ruth'un evinde bir silah sesi duyan komşular Alan'ı arayacak, Ruth da karşısında bulduğu Alan'a beni bırakma diyecektir. Burada bahsedilen silah sesi, dizinin en beyin büken detaylarından biri. Gelin 7. bölümde tartışalım bunu. 


6. Bölüm | Filter

Şablon gereği aksiyonu bol bir bölümdür. Bir sürü önemli detay öğreneceğiz.

İlk olarak Henry'nin eskiden beri kulak çınlaması sorunu olduğunu öğreniriz. Bunun bir tür psişik güce tekabül ettiğini artık anlayabiliyoruz. Ne olduğunu henüz bilmiyoruz.

Alan, Ruth'u doktora götürür. Ruth'un uzay zaman karmaşası yaşadığını, zamanlar ve mekanlar arasında gidip geldiği için anı yakalayamadığını; hayatın düz ilerleyen zaman çizgisinden çıktığını, bir daha ona geri dönemediğini öğreniriz. Nöroloğunun tavsiyesiyle Alan'ın kendisine hediye ettiği satranç taşlarını kullanarak kendine bir savunma mekanizması oluşturur.  Her odaya bir satranç taşı koyar. Zamanlar arasında atlarken bu taşlardan birini bulup eline aldığında çıkış yolunu bulmuş sayılır. Bu sistemi, dizinin en efsane bölümü The Queen'de net göreceğiz. Sabredin.

Ruth'a yardım edebilmek için Kid, Alan'dan gidip Lacy'nin intihar ettiği, kendisinin de zamanında bagajına tıkıldığı aracı bulmasını ister. Alan bu görevi yerine getirmek için Syracuse'a gidedursun, Henry, Ruth üzerinde akıl oyunları yapmaya başlar bile. Matthew'in takım elbisesini giyip birkaç kez Ruth'un karşısına çıkarak huzursuzluk yaratır. Ruth evde yalnızken, kapıdan içeri girip ceketini rahat bir tavırla askıya asar. Ruth'un aşırı derecede huzursuz olduğunu, ortamda yoğun bir gerilim bulutu dolaştığını anlarız. Hikayenin bu kısmı sonraki bölümde devam edecektir.

Bundan iki bölüm önce Matthew'i ittiğini Alan'dan öğrenen Henry, hala travmasını atlatamamıştır. Babasıyla birlikte ormanda neler yaptıklarını öğrenmek için tırmalamaya devam eder. Annesine sorar, yanıt alamaz. Molly'ye sorar. Babasından nefret ettiğini, ormandayken korktuğunu, sonra bir anda rahatlama hissettiğini, muhtemelen babasını ittikten sonra bu rahatlamayı yaşadığını öğrenir. Ayrıca bonus olarak, Molly Henry'ye babasını öldürenin kendisi olduğunu itiraf eder. Henry'nin hislerini bire bir algılayan Molly, Henry ondan nefret ettiği ve ölmesini istediği için Matthew'i öldürdüğünü söyler. Kaldırdığı her taşın altından daha korkunç bir şey çıkması üzerine Henry kafayı sıyıracak gibi olur, kendini ormana vurur. Küçükken çekilen video kasetlerden birini kameraya takar, filmi izleye izleye ormanın içine doğru ilerler. Kameranın pili bitip kapanınca ormanın derinliklerinde kaybolduğunu fark eder.

Burada ilginç olaylar onu beklemektedir. Dizinin başından beri dini bir motif gibi işlenen Tanrı'nın Sesi meselesine ilk kez bilimsel bakan bir karakterle, Odin Branch'le karşılaşırız. İşitme engelli Branch, Tanrı'nın Sesini kimi insanın hiç duyamadığını, kimi insanın sadece bir kez, kimisinin de sürekli duyduğunu söyler. Sesi psikoakustikle biyoakustiğin karışımı bir şey olarak tanımlar. Tüm muhtemel evrenlerdeki ve tüm muhtemel zamanlardaki sestir. Nihayet din temasından çıkıp ucundan köşesinden paralel evrene dokunduğumuz için; hayalet ve şeytani kötülük gibi bayat bir temadan, paralel evrenlerdeki geçişler ve tuhaflıklar temasına geçiş yaptığımız için rahatlarız. Branch, Matthew'in ormanda sesi duyduğunu söyler. Hatta ses zirve yaptığında Filtre isminde bir alet geliştirmeye başlar, ama bitiremeden ölür. Filtre dünyanın tüm gürültüsünü keser, bu sayede sesi duymak kolaylaşır. Matthew ölünce Branch aleti tamamlar. Şu ana kadar çok düzeyli ve mantıklı ilerleyen diyalog, Branch'in Henry'yi Filtre'nin içine çekip onu orada kilitlemesiyle son bulur. Nezih bir bilim adamı sandığımız Branch'in sesi duymak uğruna kendini sağır eden bir manyak olduğunu öğrendiğimizde artık çok geçtir. Yazının başında Henry'nin de bir psişik yönü olduğunu söylemiştik. Kapı üstüne kilitlenir kilitlenmez korkunç bir çınlamayla birlikte anıları zihnine üşüşen Henry'yi iki bölüm daha orada bırakır ve Kid'le Alan'a geri döneriz.
Alan Syracuse'dan arabayı aldığını, yarın sabah gelmiş olacağını söyler. Kid'e arabayla ne yapacağını sorar. Kid'in verdiği yanıt tüylerimizi ürpertecektir. Niyetinin bozuk olduğunu anlarız. İlk kez bir öfke ve kin belirtisi gösterir. Arabayı Lacy'ye ve o kafese girmesine göz yuman herkese anıt yapacağını söyler. Alan'a beni bagajda gördüğün halde neden müdahale etmedin diye hesap sorar. Alan'ın bir ayağının çukurda olduğunu anladığımız bu sahnede, bir tuhaflık daha vardır. Kid'in eli kanlıdır. Acaba Ruth'a zarar mı vermiştir?


7. Bölüm | The Queen

Sezonun en saykodelik bölümüne hoşgeldiniz. Bu bölüm tamamen Ruth'un etrafında döner. Kendisine demans teşhisi konduğunu, tedavi gördüğünü önceki bölümlerden biliyoruz. İleri doğru akan zaman bantından çıktığını, sürekli atlamalar yaptığını, kafasının karışık olduğunu hatırlayın. Acaba bu basit bir demans belirtisi mi, yoksa Ruth'ta da gizemli bir durum mu var? Yanıtını sabaha kadar tartışabiliriz.

Geçen bölüm evden çıkan Kid'in eli kanlıydı. Ruth'a ne olduğunu merak ediyorduk. Bu bölümün başında Ruth'un korkmuş bir şekilde bahçe evine kaçtığını, elinde bir silah tuttuğunu görüyoruz. Demek ki ölmemiş, direnmiş. Kaçarken Kid'in kendisini camdan izlediğini gördünüz değil mi? Burası önemli. Demek ki Kid, Ruth'un kaçmasına izin vermiş. Asıl hedefi Ruth değilmiş. 

Ruth zaman atlamalarını ve satranç taşlarıyla kurduğu sistemi geek torunu Wendell'a anlattığında, Wendell hemen gaza gelip babaannesinin AR oyunlarındaki gibi bir zaman yolcusu olduğunu falan söyler. Oynadığı oyunda, teoride düşmanını öldürerek zaman çizgisini düzeltebilmektedir. Zaten aklı gidip gelen Ruth, bu lafı çok ciddiye alır, doktorun kendisine verdiği ilaçları bir bir çöpe atar, düşmanıyla yani Matthew'le yüzleşmeye ve onu öldürmeye karar verir. Böylece aklı sıra kendini tedavi edecektir. Birkaç gündür evin etrafında Matthew'in kıyafetleriyle dolaşan Kid'i görünce Matthew'in geri döndüğüne inanmaya başlamıştır. Nihayet Alan araba mezarlığına gidip Henry de Filtre'nin içinde hapsolup onları yalnız bıraktıklarında Kid, Ruth'un üzerinde akıl oyunları oynamaya başlar. Kapıdan girip ceketini rahat bir tavırla askıya astığında, Ruth onu Matthew olarak görür. Şimdiki zamana ait olmaması gereken bu görüntüyü görünce, nihayet düşmanının kendisini bulduğunu düşünür. Kan çıkacağını anladığı için apar topar Wendell'ı evden yollar. 

Ruth'un psikolojisini anlamak için ufak bir not: Dizinin ortalarında Molly Ruth'un evine gelir. Panikle Henry'yi arar. Kötü bir şey olacağını seziyorum der. Kendi canının derdinde olan Ruth, Molly'nin yıllar önce Matthew'i öldürdüğünü bildiğini, doğru olanı yaptığını söyler. Apışık kalan Molly açıklamaya çalışırken Ruth araya girer. Matthew'in ölmediğini, geri döndüğünü, günümüzde var olduğunu ve bunu düzelteceğini söyler.

Buradan itibaren saykodelik şeyler olmaya başlar. Kid, her nasılsa tıpkı Matthew gibi davranmaktadır. Her türlü detayı hatırlar. Düğünde çalan müziği, üst kattaki kasanın şifresini, eskiden Ruth'un her akşam yemeğinden önce banyo yaptığını... Bir teori: bahçe evinde kaldığında eski videoları izleyip detayları ezberler. Bir başka teori: Kid gerçekten iki bölümdür yaşayanlara musallat olan Matthew'in bu dünyada vücut bulmuş halidir. Dizinin sonunda her iki teoriyi de çürütecek bir şey olur. Bir şekilde Alan bahçe evine girer, Ruth onu Matthew sanıp öldürür. Kid, aslında başından beri Ruth'a Alan'ı öldürmesi için akıl oyunu yapıyordur. Bagajda kendisini gördüğü halde müdahale etmeyişi karşısında Alan'dan böyle korkunç bir şekilde intikamını alır. 

Kid'in Matthew olduğundan şüphelenmiştik, artık o olmadığından eminiz. Nasıl mı? Burası önemli. Ruth geçmişe gider. Tanrı'nın sesini duymak için ormana çıkan Matthew, bir gün Henry de duydu! diyerek heyecanla eve girer. Ruth, onu rahat bıraksın diye Henry'ye kendisinin öyle söylettiğini, aslında Tanrı'nın sesi diye bir şey olmadığını, Matthew için Dr. Vargas'tan randevu alacağını söyler. Matthew öfkelenir ve bir anda devreye Kid girer. Anılarla oynama kabiliyeti olduğunu ilk defa burada öğreniriz. Matthew'in beynine girerek Ruth'la konuşur. Bana mermilerin yerini sor der. Ruth'un mermileri bulmaya çalıştığının ama bir türlü hatırlayamadığının farkındadır. Sorduğunda ise "ben ben değilim, senim, söyleyemem" gibi bir laf eder. Yani şu an gördüklerin gerçek Matthew değil, sadece zihninde oynattığın Matthew ve o da yanıtı bilmiyor, yanıt sende, kafanı çalıştırırsan hatırlayacaksın der. Ufak da bir tüyo verir, Ruth'a valizi sorar. Ruth bir anda mermilerin valizde olduğunu hatırlar. Bahçeden valizi çıkartıp mermileri silaha doldurur ve bahçe evinde beklemeye koyulur. Tüm bu sahneyi özetleyecek olursak: Kid, Ruth'un zihnine girerek Alan'ı öldürme planında ihtiyacı olan anıları çağırır. Oturduğu yerden beklemeye koyulur. Planını gerçekleştirir. Karşımızda Matthew'in bildiklerini bilen, karakterlerin zihinlerinde manipülasyon yapma kabiliyeti olan, kimi zaman çok öfkelenebilen, Henry'yle ve Molly'yle aralarında bir bağ sezdiğimiz bir karakter vardır. Peki Kid nasıl Matthew taklidi yapabildi? Onun bildiği şeyleri nereden biliyordu? 9. bölümü bekleyeceğiz. 

Gelelim Ruth'un zaman atlamalarına. Geçtiğimiz 6 bölüm boyunca Ruth'un kafasının gidip geldiğine tanık olduk. Bunu da demans belirtisi olarak kabul ettik. Peki gerçekten demans belirtisi mi? Sanki değil. Biraz daha karmaşık. Geçmişteki Ruth, gelecekteki Ruth ile göz teması kurabiliyor örneğin. Bir teori: Zamanı daha bütüncül bir şekilde yaşıyor. Geçmişiyle geleceği birbirinden haberdar. Ki bu teoriyi destekleyen iki sahne var. Bölüm sonunda, Ruth'un evinden silah seslerinin geldiğini öğrenen Alan, Ruth'un kapısında beliriyor. Eğer bizi ters köşeye yatırmıyorlarsa, zihnimizle dalga geçmiyorlarsa silah sesi Ruth'un Alan'ı vurduğu anı temsil ediyordu. Ruth'un Alan'a beni sakın bırakma diye sarılması ise, Alan'ı vurduğunu fark ettiğinde yaşadığı vicdan azabının bir sonucuydu. Peki nasıl oldu da geçmişteki Alan, gelecekten silah sesi duyup Ruth'un yanına gelebildi? Ruth gerçekten de bir şekilde zaman bandından çıktı, geçmişi ve geleceği aynı anda yaşayabilir hale geldi. Kronolojik biçimde ilerleyen neden-sonuç ilişkileri de bu sayede birbirine girdi. Gelecekte yaşadığı bir şey, geçmişteki bir anısına etki edebildi. Bu teoriyi destekleyen ikinci sahne ise 9. bölümde yaşanıyorr. [Spoiler: Ruth, şimdiki zamanda yaşadığı intihar girişimini, daha önce defalarca yaşamış olduğunu söyler. Kendisini kurtarmaya gelen Molly'nin ikna çabalarına, her seferinde bunları söylüyorsun diye tepki verir. Şimdiki anı daha önce defalarca yaşamış olması, belirtilerinin basitçe demansa işaret etmediğini kanıtlıyor, sizce?]

Sezonun en keyifli hikayesini sunmasının yanı sıra, Alan-Ruth ekseninde aşırı yoğun duygular yaşatan bir bölümdür. Bu bölümde Alan ve Ruth ilişkisinin geçmişine ışık tutarız. Başından beri Henry yüzünden uyuz olduğumuz Alan'a sempati duymaya başlarız, geç bulup erkenden kaybeder, arkasından iki damla yaş bile akıtırız. Matthew ona psikolojik baskı uyguladığı dönemde, Alan'ın Ruth'a büyük destek olduğunu, aralarında duygusal bir ilişki olduğunu öğreniriz. Zaman-mekan tanımayan bir çizgide aşklarını yaşarlar adeta. Ruth ilk önce Alan'ı reddeder, sonra gelecekte onu öldürür ve geçmişe dönüp onunla sevgili olur. Eğer silah sesi teorimiz ve zaman bükme meselesi doğruysa gerçekten ilginç bir ilişkidir.

Öte yandan Ruth'un Alan'a beni bırakma dediği son sahnede, masanın üzerinde beliren satranç taşı kafa karıştırıcıdır. Ruth satranç taşını gördüğünde hala anılarında oluyor, ta ki ne zaman taşa dokunursa o zaman gerçek zamana dönüyor. Alan'ın geldiği an taş masanın üzerindeydi, bu da demek oluyor ki Ruth geçmiş anısını yaşıyordu. Silah sesi teorimiz doğruysa: Zaman çizgisi hala düz akıyordu, bugün geçmişten sonra geliyordu. Ama neden sonuç ilişkisi kesinlikle bozulmuştu. Şimdiki zamanda Alan'ı öldürmesi, geçmişte Alan'ı hayatına almasına neden oluyordu.   


8. Bölüm | Past Perfect

Aşırı iyi bir bölümden sonra bu bölümde bol aksiyon, kan revan bekler bizi. Bazı düğümler artık çözülmeye başlar. 

Birkaç gün önce Lacy’nin boş kalan evini gezmeye gelen çift bu bölümde evi tutar. Etrafta mankenler, korkunç korkunç dekorlar, ne oluyoruz derken bunun korku temalı bir otel olduğunu anlarız. Bodrumdan çıkan onlarca tabloyu da evle birlikte satın alıp hepsini birden yatak odasına asarlar. Bilin bakalım kimin portresi bunlar? Kid. Kim tarafından yapılmış? Lacy. Yalnızca birkaç dakika tablolara bakmak, ev sahibinin kafayı yemesine yeterli olacaktır. Gelen ilk müşterileri keserek öldürür. Allahtan karısı ona arka çıkar ve cesetleri beraber küçültüp çöp poşetlerine tıkarak imha ederler. Bu arada dizinin iticisi Jackie yine olmaması gereken yerlerde dolaşmakta ve belasını aramaktadır. Yeni otel sahiplerini ziyaret eder. Hallerinden tavırlarından şüphelenir. Çıkarken yerde kanlı bir ev aksesuarı bulur, kıllanır. 

Bu arada dizinin tam da olması gereken anda olması gerektiği yerde olma yeteneğine sahip karakteri Molly, gidip Branch’in gözüne tornavidayı saplayarak Henry’yi Filter’dan kurtarır. 

Hala geçen bölümün etkisinde olan Ruth, Henry’yi görünce baban geldi, bu sefer seni korumak için direndim der. Elbette bahçe evinde işlediği cinayetten bahsetmektedir. Kid, Henry’ye cesedi gösterir. Annenin kafası karışmıştı, ben de arkasını topladım şeklinde aktarır olayı. Teoride yanlış da değildir hani, sadece Ruth’un ayarlarıyla oynayanın kendisi olduğu detayını atlar.

Kid, Henry’ye apar topar cesedi ormana götürelim diye ısrar eder. İkisi bir süre bakıştıktan sonra Henry’deki değişikliği anlar ve sonunda duyuyorsun artık değil mi, der. Duyma muhabbetine Kid’in de dahil olduğunu daha önce zaten anlamıştık. Şimdi Kid’in Henry’nin de duyması gibi bir bekleyişi olduğunu öğreniyoruz. 7 bölümdür Kid’le burun buruna olan Henry nihayet 8. bölümde sen kimsin, neden beni avukatın olarak istedin diye sormayı akıl eder. Kid de hemen çözülür, nedenini söyleyiverir. Belki de ilk bölümde akıl edip sorsa 8 bölüm beklememize gerek kalmayacaktır. 27 senedir Henry’yi beklediğini, Henry’yi o bodrumdan kendisinin kurtardığını ve bunların hiçbirini istemediğini söyler. Kendisini daha önce bir kafesin içinde gören Henry bunlara ilk başta anlam veremez tabi, birkaç bölüm daha beklememiz gerekir. 

Henry 27 yıldır seni bekliyorum, seni bodrumdan ben çıkardım laflarını anlamaya çalışırken kafasında bir ampul yanar. Zihnindeki kafes görüntülerini hatırlar, belki de hayatının hatırlamadığı yıllarında Lacy onu da tıpkı Kid gibi bir kafese tıkmıştır? İşin aslını astarını öğrenmek için Lacy’nin artık otel olarak kullanılan evine, bodrum katına gizlice sızar. Bir şey bulamayınca yatak odasına girer. Duvarda onlarca Kid fotoğrafı görür. Açıp tek tek tarihlerine bakar. En eskisi 1991 tarihlidir. Henry’nin kaybolduğu sene, Lacy’nin Kid’i kafese tıktığı senedir. Henry kıllanır ama yine pek bir şey anlamaz. Anlaması için dokuzuncu bölümü beklemesi gerekir. 

Diziye biraz kan revan katmak için eklenmiş olan karı koca otelciler yine devreye girer. Henry’yi otellerinin içinde görünce kadın çılgına döner ve onu şişlemeye kalkar, derken yanlışlıkla kendini keser. Adam da Henry’yle boğuşurken arkadan kasabanın iticisi Jackie baltasıyla çıkıverir ve baltayı adamın kafasına indirir. Henry’nin bugünkü ikinci cinayet vakasıdır. Polisler şüpheli minibüsüne oturtup üstüne de battaniyeyi sarmışken rahipten annesinin bu saatte dışarıda olduğuna dair bir telefon alır, nevri döner, battaniyeyi fırlatıp arabaya atladığı gibi annesinin peşine düşer. Bu falsolu hareketiyle polisin iyice gözüne batacaktır. 

Bu arada babası tarafından otobüse bindirilen Wendell’ın da sesi duyabildiği detayını görürüz. Kervana o da katılmıştır. Kasabanın gizemli ve lanetli suyundan o da içmiştir.

Bir süredir sesi soluğu çıkmayan Molly, yine belasını arar, Kid’in yanına gelir. Kid, Henry’nin henüz hazır olmadığını, ama kendisine Molly’nin yardım edebileceğini, birbirlerini aslında çok iyi tanıdıklarını söyleyip kafaları karıştırır. Akıl oyunu mu yapıyor diye şüphelenmeye başlamışken, Molly’nin çocukken hangi koltukta oturduğunu, odada hangi eşyaların olduğunu, vs. bir bir sayar. Molly haklı olarak nereden biliyorsun diye sorunca, oradaydım der. Ormanda ölmüştün der. Gerçekten de Molly ara sıra ormanda öldüğü bir sahneyi hatırlar. Kid’in hem Molly’nin hem de Henry’nin geçmişinde var olan bir karakter olduğunu, aralarındaki bağın geçmiş yaşamlarındaki tanışıklıklarından kaynaklandığını anlarız. Tüm kilitlerin bir bir çözüldüğü dokuzuncu bölümü beklemeye koyuluruz.


9. Bölüm | Henry Deaver

Dizinin başından beri gizemini koruyan Henry’nin kimin nesi olduğu nihayet ortaya çıkar. Dokuz bölümdür beklediğimiz paralel evrene gireriz sonunda. Dizi boyunca flashback yapılır. Molly’nin geçen bölüm sorduğu sen kimsin sorusunun yanıtını görmemiz için 27 sene öncesine döneriz.

Kid bu kez eli yüzü düzgün, saçı düzgünce taranmış, tüm İskandinavlığını ortaya çıkaran kıyafetler giymiş şekilde karşımıza çıkar. Bu evrendeki Matthew, bebekken bir kez ölüp dirildiğini, o günden sonra yolunu tanrıya adadığını, bir işaret beklediğini, korkunç bir günde beklediği işaretin geldiğini söyler. O da öbür evrendeki Matthew gibi kafayı sıyırmıştır, tek farkla: Bu evrendeki Matthew karısı tarafından terk edilir, oğlu da kendisinden koparılır ve sonunda intihar eder.

Ruth’un Matthew’i terk edebildiği bu paralel evrende, Ruth ve Alan birlikte Sarasota’da yaşar. Ruth Alzeihmer hastasıdır. Kid’in bu evrendeki adı tahmin edebileceğiniz gibi Henry Matthew Deaver’dır. Alzeihmer üzerine çalışan bir plaza insanıdır. Sevgilisiyle çocuk yapmayı deneyen, sakin yaşantılı bir karakterdir.

Matthew’in intihar ettiğini öğrenince Castle Rock’a gelir. Burada başarılı ve havalı bir kadın olan Molly’yle karşılaşır.

Henry, babasının yaşadığı evin bodrum katına girer ve bu arada diğer evrendeki Henry’nin çocuk versiyonunu bulur.

Matthew uzun süre uğraşmasına rağmen tanrıyı duymaz bu evrende. Sonra bir gün karşısına çocuk Henry çıkar. Tanrıyı duyduğuna yemin eder. Etrafta kar varken bir anda normale döndüğünü, hala Castle Rock olmasına rağmen etrafın bir anda değiştiğini söyler. Buraya dikkat: kar dokuz bölümdür izlediğimiz gerçek evreni, karların kalkması da paralel evreni temsil ediyor. Dolayısıyla Henry çocukken bizim evrenimizden paralel evrene geçmiş. Kayıp olduğu 11 gün aslında paralel evrende takılmış. 11 günün sonunda Alan tarafından bulunduğunda vücudunda hiçbir soğuk hasarının bulunmaması bundan kaynaklanıyor.

Henry, çocuk Henry’yi bulduğunda kafesinin içinde beyaz bir heykelcik vardır. Nihayet heykelciğin sırrını da öğreniriz. Matthew, Baba! artık tanrının sesini duyuyorum! diyen, tam da sahip olmayı arzuladığı dünya tatlısı Henry’yi karşısında görünce ilk olarak kefaretini ödediğini, oğlunun ona geri döndüğünü falan düşünür. Ama sonra çok istediği bir şeyin böyle pat diye oluvermesinden kıllanarak bunun olsa olsa Şeytan olacağına kanaat getirir. Küçük Henry’yi şeytan sandığı için onu bir kafese tıkar, yıllarca orada tutar. Kendisi yaşlanıp yıpranırken Henry zerre değişmez. Ona bu süre içinde sabundan minik heykeller yapmayı öğretir. Bu heykelin de paralel evreni temsil ettiğini anlamış bulunuyoruz. Matthew, en sonunda bu yüke dayanamayıp intihar eder. Kaderi ve sonu Lacy’ninkiyle tamamen aynıdır.

Henry ve Molly, gözaltında tutulan çocuk Henry'yi görmeye giderler. Çocuğu hapisten çıkarıp arabayla eve götürürler. Yolda kaçıp ormana koşar. Malum, kendi evrenine giriş kapısını bulmaya çalışmaktadır. Ormanda anlam veremediğimiz tuhaf karakterler belirir. Eli bıçaklı, kanlı, tuhaf bir kadın, iki tane kaçak mahkum ve bir kovalayan polis memuru. Bunların ne ayak olduğunu henüz bu sezonda çözemeyeceğiz. Molly, Henry ve peşlerindeki polis memuru da çocuğun peşinden giderler. Molly ve Henry de çocuğun gördüğü paralel evreni görür. Polis memuru Molly’yi vurup öldürür. Henry ise yanlışlıkla paralel evrene geçerek burada kaybolur.

Flashback burada biter, günümüzde döneriz. Kid, tüm hikayeyi Molly’ye anlatmıştır. Devamında günlerce etrafta dolaşıp geri dönmeye çalıştığını, sonra Lacy’nin kendisini bulup kafese tıktığını, çağrıyı duyduğunu, kendisini şeytan sandığını söyler. Ve Molly’ye kritik soruyu sorar: Bana inanıyor musun?


10. Bölüm | Romans

Olayların son ana kadar pek heyecanlı geliştiği güzelim dizi, ne yazık ki böyle manasız bir final bölümüyle sona erer.

Birkaç seferdir belanın tam ortasında dikilen Henry’yi, bu bölümde polis artık gözaltına alır. Molly ziyaretine gelir, Kid’in kendisine anlattıklarını anlatır. Harmony Hill’de Kid’in kendisiyle buluşup, öbür evrene geçmeyi denemek istediğini söyler. Henry tüm bu olanlara inanmadığı için Kid’i polise ispikler. Polis Kid’i yakalayıp Henry’nin hücresine tıkar. Burada akıl oyunu yeteneğini kullanan Kid hapisten kaçar, Henry’yi de önüne katıp ormana götürür. Tam da kendi evrenine geçeceği sırada Henry her nasılsa punduna getirip Kid’i yakalar ve tekrar kafese tıkar. Başından beri istediğine istediğini yaptıran Kid nedense Henry’yi alt edemez, kuzu kuzu kafesine döner. Bu güzelim hikayenin böyle gerzek bir şekilde bitmesi karşısında saç baş yolarız biz de tabi. Hikayeyi buraya kadar getirdik ama paralel evrende sıkışıp kalma temasından bir sezon daha nemalanmak istediğimiz için Kid’i şimdilik kendi dünyasına göndermeyeceğiz diye düşünen yapımcılar yüzünden hikayeyi böyle gerzek bir finalle bitirmek zorunda kalırız.

Önümüzdeki sezon önemli hale gelebilecek birkaç detayı buraya bırakalım.

Lacy bir gün Kid’le konuşurken, onun yüzünden çocuk yapmadığını, talimat beklediğini söyler ve tekerlekli sandalyedeki bir adamdan bahseder. Kanlı kaftan giyen kişiyle birlikte bu adam da ilk sezonda yanıtını bulamadığımız gizemli karakterlerdir.

Hapishane müdiresi, evinde beyaz küçük heykelcik bulur, Molly’ye getirir. Daha önce Molly’nin evine bıraktığı heykelle aynı olduğunu görürüz. Müdire, Kid’in bir şeytan olduğunu, hapse geri tıkılması gerektiğini söyler, sonra bir otobüsün altında kalır ve ölür. Kid’in müdireyle ne alıp veremediği var? Bu sorunun yanıtı belirsiz olmakla birlikte, Müdire başta Kid’i hapishanede alıkoymak istediği için Kid ondan intikam almak istedi diye tahmin ediyoruz.

Wendell ormana yaklaştıklarında bir uğultu duyduğunu, bu yüzden indiğini söyler. Meşhur orman ve ses muhabbetine Wendell da katılır.

Henry minik heykeli Kid’e göstererek tekrar kimsin sen sorusunu sorar. Seninle aynıyım, kurbanım yanıtına inanmaz. Rüyanda gördüğün kafes görüntüleri? sorusunu da yanıtlayamaz, öyle iki arada bir derede kalır. Kid, hatırlamamasının normal olduğunu, paralel evrendeki evine gittiğinde parçaları oturtacağını söyler. Henry, paralel evrende Ruth, Matthew’le kalsaydı nolurdu diye sorar. Ölürdü yanıtını alır. Bu evrende Matthew, Ruth’un kendisini Alan’la aldattığını öğrenmiştir. İhanetin cezasının ölüm olduğuna inanır. Ruth'u öldürmeyi kafaya koyar.

Henry bu bölümde, Kid kendisini silah zoruyla ormana götürürken, dizinin başından beri sorduğu bir sorunun cevabını öğrenir. Babasıyla ormana gittikleri gün onu uçurumdan itenin kendisi olduğunu hatırlar.

Henry, Kid’i ormanda yakalayıp ona silah doğrulttuğunda Kid bir anlığına çok yaşlı bir adama dönüşür. Bu, Henry’nin zihninin bir oyunu mudur, yoksa Kid'in ömrümü yediniz isyanının bir dışavurumu mudur, yoksa Kid'in kendi evreninde zamanın buradan çok daha hızlı geçtiğine mi bir gönderme yapılmıştır? Bilmiyoruz.

Dizinin sonunda flashforward yapıp 1 sene ileri sararız. Ruth ölmüştür. Henry, Kid’i Shawshank’a geri tıkmıştır. Ne kadar devam edeceklerini kendisi de bilmez.

Sezonu ne yazık ki kasabanın iticisi Jackie’yle kapatırız. Her nasılsa adamın tekini baltayla öldürdüğü halde hapse girmez. Deneyimini bir kitap yazarak anlatmaya koyulur. Hikayeyi başladığı yerde bitirmek için batıya yolculuğa çıkacağını söyler. İkinci sezonun kendisi çevresinde döneceğini üzülerek öğrenmiş oluruz.

Bakalım önümüzdeki sezon da hikaye aynı karakterlerin etrafında mı dönecek? Mükemmel İskandinav Kid, kafesinden çıkıp kendi evrenine geçebilecek mi? Jackie başrole oturacaksa Henry’ye ne olacak? Wendell’ın da sesleri duyması bir yere bağlanacak mı? Tekerlekli sandalyeli adam kim, Tanrının sesi ne? Ve babam bu kadar güzel pasta yapmayı kimden öğrendi? Bekleyip göreceğiz.

7 yorum:

Sibelynka dedi ki...

Ben 3. bölümdeyim. Spoiler yememek için hızlı hızlı geçtim yazını.
Ama gerçekten büyük emek vermişsin, ince ince yazmışsın.
Bravo!
**Ne çıkacak sonunda meraktayım

Kitaptan Filme dedi ki...

Spoiler yok ki :) alert koydum olana da :) tesekkurler.
Bir an once bitir de sonuna kafa yoralim hadi!

Sibelynka dedi ki...

Tamam anlaştık 👍

Beyaz Yakalı dedi ki...

Çok detaylı, çok emek yoğun bir yazı olmuş. Elinize sağlık, kesinlikle izleyeceğim.

Kitaptan Filme dedi ki...

Teşekkür ederim Beyaz Yakalı :)
Stephen King kitaplarını ve Dark tarzında dizileri seviyorsanız keyif alırsınız diye tahmin ediyorum. İyi seyirler.

Beyda'nın Kitaplığı dedi ki...

İzlenebilir. Listeme alayım. Teşekkürler.

Kitaptan Filme dedi ki...

İyi seyirler :)