12 Mart 2018 Pazartesi

Kitaptan Diziye: The Handmaid's Tale


1939 doğumlu Kanadalı yazar Margaret Atwood'un 1985'te yayınlanan distopik romanıdır. Doğan Kitap, 2017'de Sevinç Altınçekiç, Özcan Kabakçıoğlu çevirisiyle Türkçe yayınlar. Film haklarını satın alan MGM tarafından 1990 yılında filme uyarlanır. Daha sonra film haklarını MGM'den satın alan Hulu tarafından diziye uyarlanır. 2017 yılında yayınlanan 10 bölümlük ilk sezonla Altın Küre'de En İyi Drama Dizisi ödülünü alır. Scientology tarikatının üyesi olduğu için, kadın bedeninin kontrol altına alındığı ve doğurganlığın zenginler tarafından tekelleştirildiği bir "feminist" distopik kurguda başrol oyuncusu Elisabeth Moss'un yer alması tepkilere yol açsa da, Moss dizideki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülür.


Doğurganlık oranının düştüğü, çok uzak olmayan bir gelecekte (2195'ten önce) Amerikan başkanı ve meclis üyeleri kimliği belirtilmeyen saldırganlar tarafından öldürülür, yönetim ele geçirilir. Başlangıçta insanların hayat kalitesine yansımayan bu belirsiz durum bir süre sonra kadınlar aleyhine, karanlık bir atmosfere dönüşmeye başlar. İlk olarak kadınların banka hesaplarına el konulur, hesaplarındaki tüm paralar en yakın erkek akrabalarının hesabına aktarılır, daha sonra tüm kadınlar işten kovulur. Ekonomik olarak erkeğe bağımlı hale gelen kadınlar daha sonra doğurganlık kabiliyetlerine göre hükümet tarafından çeşitli kategorilere ayrılır. Yönetimi ele geçiren güçlü ve zengin köktendinci teokratik Hristiyanların Eşleri, yönetici sınıfının evlat edinmiş olduğu veya öz Kızları, yönetici sınıfına ait erkekler için atanan ve çocuk doğurma misyonuna sahip Damızlık Kızlar, damızlık kızları ehlileştirmekle, itaatkar ve uysal kişiler haline getirmekle sorumlu Teyzeler, zenginlerin ev işlerini yapmakla sorumlu fakir ve doğurgan olmayan Martha'lar, alt sınıfa mensup erkeklerle evli olan doğurgan ve fakir Ekonokadınlar, doğurganlık kapasitesi olmayan ve topluma entegre olamayan feminist, lezbiyen gibi Gayrikadınlar, yalnızca üst sınıfa fahişelik hizmeti vermekle sorumlu kısırlaştırılmış Jezebeller. Püritenlere atıfta bulunan bu yeni teokratik hükümet, on yıllardır ekonomik faaliyetlere, bilime ve teknolojiye katılan kadınların kafalarının karıştığını, omuzlarına çok yük bindiğini, bu nedenle en temel görevleri olan doğurganlık oranlarının düştüğünü ileri sürerek kadının toplumdaki tüm gücünü elinden alır. Kısırlığın kadınlardan kaynaklandığına dair bilimsel bir dayanak olmamasına rağmen, ataerkil yönetim sınıfı bunun mutlaka kadından kaynaklandığına hüküm getirerek kadın bedenini kontrol altına alır. İkinci eş olan kadınlar zinayla suçlanır, lezbiyenler alıkonulur, feministler dışlanır, bu kadınlara ait olan çocuklar onların ellerinden alınarak üst sınıfa mensup ailelere evlatlık verilir. Yeni hükümete göre toplum yıllarca zevke kapıldığı için doğurganlık işini ciddiye almaz, bu nedenle yok olma riskiyle cezalandırılır. Çeşitli dinî vaazlarla ve fiziksel cezalarla insanlar zevk fikrinden tamamen uzaklaştırılır. Seksin zevk için yapıldığı dönemden "tam hatırlanamayan tuhaf geçmiş" olarak bahsedilir. İnsanlar artık "Seremoni" adı altında, sadece kadının en doğurgan olduğu günde, ayda bir kez üreme amaçlı seks yapar. Damızlık Kızların "Seremonilerine", aralarında herhangi bir his oluşmasına engel olmak için "Eşler" de izleyici olarak katılır. Zevk kadınlar için tamamen yasaklanır. Artık eskisi gibi istediklerini giyemezler, makyaj ve cilt bakım malzemelerinin tamamı ayinlerle yakılmıştır, her kadın mensubu olduğu sınıfın tek tip kıyafetini giyer. Ekonomik özgürlüğe ve politik güce sahip erkekler ikiye ayrılır. Alt sınıfa mensup olanlar ve toplumun düzenini sürdürmekle sorumlu askerler, tıpkı kadınlar gibi kısıtlanmış bir hayat yaşarken; üst sınıfa mensup erkekler "Jezebel'in Yeri" denen, fahişelerin süslü giyinip makyaj yapmasına izin verilen gizli üslerde diledikleri şeyleri yapabilirler. Damızlık Kız alan üst sınıf mensubu erkeklerin birçoğu kısır olduğu için, Eşler Damızlık Kızları dışarıdan başka birisiyle çocuk yapmaya yönlendirirler, böylece Damızlık Kızlar doğurabildikleri için diğerlerinin arasından sıyrılacak, Eşler de çocuk sahibi olduğu için bir üst statüye yükselecektir. Eşler ve Damızlık Kızlar arasında genellikle gerginlik olur. Doğurganlık kabiliyetleri nedeniyle Martha'lar gibi aşağılanmasalar da kocalarını kendilerine aşık etme riski olduğu için Eşler tarafından sevilmezler. Eskiden toplumda statü sahibi olan eşler artık sadece kocalarından elde ettikleri statüye mahkumdur. Onlar için de sert bir değişim söz konusu olduğundan yeni rollerinde bocalarlar. Doğum yapabilen Damızlık Kızlar, bebek doğar doğmaz onu, yanındaki doğum sandalyesinde oturup sancı çekiyormuş gibi yapan ve diğer Eşler tarafından sakinleştirilmeye çalışılan Eş'in kollarına vermek zorundadır. Birkaç ay daha bebeği emzirmek için evde kalmasına izin verilir, daha sonra başka görevler için başka evlere gönderilirler. 


Atwood, romanı kurgularken kendisine tek bir kural koyar. Yazarken kurguya asla uydurulmuş bir dram eklemeyecektir. Tasvir ettiği tüm baskılar, kötülükler, işkenceler, çeşitli coğrafyalarda tarih boyunca yaşanan gerçek olaylardan, örneğin 1970'lerde yükselişe geçen Yeni Hristiyan sağından, 1979 İran İslam Devriminden, Mary Webster'dan ilham alır. 

Eskiden bir ilahiyat okulu olan Harvard'da eğitim gören Atwood, burada New England Püriten geleneği hakkında derin araştırmalar yapar. Kitapta mekan olarak da Harvard'ın bulunduğu bölgeyi seçen yazar, Püriten geleneğe atıfta bulunur.


Offred'in Teyzelerden eğitim aldığı zamanda başlayan romanda zaman atlamaları kurgu için önemli bir yere sahiptir. Offred öncelikle yakın geçmişte, Teyzeler'den aldıkları eğitime flashback yaparak şu anda içinde bulunduğu karanlık atmosferin mahiyetini biraz tarif eder. Hikayenin atmosferine alışan okurun kafasında soru işaretleri oluşmaya başladığı anda, okurun aşina olduğu atmosfere, karakterin eski özgür günlerine flashback yapılır. Kot pantolonlar giyip arkadaşlarıyla barlarda gezebildikleri, lezbiyenlerin özgürce dolaşabildiği günler okurun günceliyle bağdaşır, karanlık atmosferden sıyrılarak ara sıra nefes almasına izin verilir. Romanın sonundaysa ani bir flashforward yapılarak 2195 senesine gidilir. Profesör Pieixoto, yıllar öncesinde bulunan Offred isimli kadının kendi hayatıyla ilgili tutmuş olduğu kayıtları bir konferansta inceler. Offred'in nihayet özgürlüğüne kavuşmuş olduğunu, toplumun da bu karanlık atmosferden sıyrıldığını uman okur ters köşeye yatırılır. Profesör konferans sırasında Offred'in yaşadığı baskıyı eleştirmek yerine, Offred'in asi tavrını küçümser. Okur, hikayenin sonunda "umut" olmadığını, bu acımasız bölümde öğrenir.

En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alsa da, Elisabeth Moss genellikle kameranın aşırı zoom yaptığı, dakikalarca süren ağır sahnelerde çoğunlukla tuhaf mimikler yaparak işi götürür. Flörtöz halindeki o yersiz saçma sapan gülümsemeleri, "Seremoni" sırasındaki ocağın altını açık unuttum panik ifadesi, vs. iticidir. Fiennes ailesinde genetik olarak gelen karizma Joseph Fiennes'e de kodlanmıştır, son derece mükemmel bir karakter çıkartır. Chuck'ın sempatik ve güçlü sevgilisi olarak hatırladığımız Yvonne Strahovski bu kez kötü rolde karşımıza çıkar. Kitaptakinden hem daha merhametli, hem daha gaddar bir portre çizerek izleyicinin duygularıyla oynamayı başarır. Yvonne gibi bir karısı varken komutanın Elisabeth gibi bir kadına ilgi göstermesi inandırıcı olmayı başaramaz.


Atwood, dizi yayınlandıktan sonra kendisine en sık sorulan iki soruyu, "The Handmaid's Tale din karşıtı mı?", "The Handmaid's Tale feminist bir roman mı?" sorularını, 2017'de The New York Times'ta kaleme aldığı bir yazıyla yanıtlar.


Kitapla Dizi Arasındaki Farklar
  • Dizide zaman atlamaları farklı kullanılır. Kitap basketbol sahasında Teyzelerden eğitim aldıkları anda başlarken, Dizi Luke ve June'un kaçtığı sahneyle başlar. Güncelden geleceğe doğru gidilir. 
  • Kitapta Offred'in atandığı Komutan ve karısı yaşlıyken, dizide Komutanı yakışıklı Joseph Fiennes, karısını da güzeller güzeli Yvonne Strahovski canlandırır. 
  • Kitapta artık yaşlı ve şişman bir kadın olarak tasvir edilen Serena Joy, geçmişte televizyondan dini propaganda yapan, tüm toplumun tanıdığı bir karakterdir. Dizide ise geçmişte hükümetin oluşturduğu yeni düzende rolü olan bir devlet görevlisidir. 
  • Kitapta Damızlık Kızlar, Martha'lardan karne alarak uzun alışveriş kuyruklarına girerler. Dizide ise geniş ve steril modern marketlerden çok rahat bir şekilde alışveriş yaparlar. 
  • Kitapta Offred'in gerçek isminden asla bahsedilmezken, dizide June olarak geçer. 
  • Kitapta yatakhanede yatan kadınlar yüksek sesle konuşamadıkları için birbirlerinin dudaklarını okumayı öğrenirler. Dizide böyle bir şey yoktur. 
  • Kitapta Moira tek başına kaçma planı yapar. Dizide June ile birlikte plan yaparlar. Kitapta Teyze'lerden kaçan Moira yakalanarak işkenceye maruz kalır. Dizide Moira yakalanmaz, onun yerine June işkence görür. 
  • Kitapta aşçı Rita aksi bir karakterdir. Daha sevecen Martha Cora karakteri vardır. Dizide Cora hiç yer almaz. Onun yerine zaman zaman sevecen, zaman zaman somurtkan olan Rita Martha'dır, aynı zamanda aşçılık yapar. 
  • Kitapta bir tecavüzcünün cezalandırılacağı Kurtuluş törenine hem eşler, hem ekonokadınlar hem de Damızlık Kızlar gelirken, dizide yalnızca Damızlık Kızlar gelir. 
  • Kitapta tecavüzcüyü Ofglen bayıltır, çünkü onu gizli direniş gruplarından tanır ve acı çekmesini istemez, dizide Offred bayıltır, Ofglen'le böyle bir bağlantısı olduğundan bahsedilmez. 
  • Kitapta Offred'in annesi güçlü ve dominant bir feminist karakter olarak tasvir edilirken, dizide ona hiç yer verilmez. 
  • Kitapta Offred ve Ofglen'in durup bir camdan birbirlerinin yansımalarına baktığı yer bir dua alanıyken, dizide bu yer bir dondurmacıdır. 
  • Dizide Luke kaçarken vurulur, kitapta böyle bir şey yer almaz. 
  • Kitapta Eşler Damızlık Kızlarla birlikte Janine'in bebeğini kutlamak için bir araya geldiklerinde, Janine'e kurabiye ikram ederler, dizide ise Offred'e ikram edilir. 
  • Kitapta bebeğin ismini (Angela) Serena Joy koyarken, dizide üvey annenin kendisi koyar. 
  • Kitapta Offred'in dokunma duyusuna aç olduğu, bu yüzden bulduğu farklı nesnelere dokunurken keyif aldığı açıklanır. Dizide ise bu açıklama yoktur, Scrabble taşlarına uzun uzun dokunan Elisabeth Moss'un tuhaf mimikleriyle açıklamaya çalışılır, başarılı olunamaz. 
  • Kitapta Ofglen direnişçi gruba mensup olduğu öğrenildikten sonra yakalanıp infaza götürülürken intihar eder, dizide yakalanır ve ameliyat edildikten sonra tekrar Damızlık Kızların arasına katılır. 
  • Kitapta Offred kredi kartının bloke olduğunu büfedeki kadından öğrenir, dizide kahvecideki adam söyler. 
  • Dizide Offred, Ofglen'le ilgili olarak Teyze ve Melek tarafından sorguya çekilir, Ofglen'in "gender traitor" olduğunu bildiğini söyler ve dayak yer, Serena Joy hamile olduğunu söyleyerek onu şiddetten korur. Kitapta böyle bir şey yoktur. 
  • Kitapta "Seremoni" günlerinde salonda toplanan ev sakinleri Komutan'ı beklerken Serena haberleri açıp diğerlerinin biraz izlemesine izin verir. Dizide böyle bir şey yoktur. 
  • Kitapta Luke evli olduğu için June'un Luke'la ilişkisine Moira başta tepki verir. Dizide ikisinin arasını Moira yapar ve en baştan itibaren ilişkilerini destekler. 
  • Kitapta Japon'lar Damızlık Kızlar'ı gözlemlerken dizide Meksikalı bir grup kişi Komutan'ın evine davetli olarak gelir. 
  • Kitapta Komutan'ın hükümette nasıl bir göreve sahip olduğu belli edilmez, dizide ise mevcut sistemin mimarlarından biri olarak tasvir edilir, 3 yerin patlatılmasını, böylece yeni düzenin kurulmasını sağlayan gruba mensuptur. 
  • Dizide doğurganlık oranı düşük olan Meksika, Gilead'la Damızlık Kız ticareti yaparak oranı artırma niyetine sahiptir, kitapta böyle bir ticaretin lafı geçmez. 
  • Kitapta Serena Joy kötü bir karakter olarak tasvir edilir, geçmişinden yüzeysel şekilde bahsedilir. Dizide ise Meksikalıların ziyaretinden sonra flashback ile geçmişine gidilir, geçmişteki feminist kitapları, hükümetteki rolü, Fred'le olan romantik ilişkileri gösterilir. 
  • Kitapta Fred ve Serena arasında herhangi bir yakınlaşma yoktur, dizide kurallara karşı gelip yatarlar. Daha sonra Fred, Damızlık Kızlara karşı olan cinsel arzusunun Serena'nın suçu olduğunu, eve kötü düşünceleri Serena'nın getirdiğini söyler. 
  • Kitapta Luke'tan sadece Offred'in anılarında bahsedilir. Dizide Luke'un hikayesi de flashbacklerle anlatılır. Kanada'ya kaçmayı ve kendini kurtarmayı başarır. Meksikalılar aracılığıyla June ona bir mesaj göndermeyi başarır. İkinci sezon muhtemelen Luke'un June'u kurtarma çabalarını konu alacaktır. 
  • Kitapta Nick de yüzeysel şekilde anlatılır. Dizide geçmişine gidilir. Onu orduya katılıp mekanikleşmeye iten sebepler gösterilir. 
  • Kitapta Offred hamile kalmazken dizide kalır. 
  • Dizide Serena Offred'e bir müzik kutusu hediye eder. Kitapta böyle bir şey yoktur. 
  • Kitapta Serena Nick'le yatmaya ikna etmek için kızının bir fotoğraflığını birkaç dakikalığına gösterir. Dizide ise Offred'i kızının kaldığı yere götürür, kızı uzaktan gösterir, yanına gitmesine izin vermez. Benim bebeğime iyi bakarsan kızına bir şey olmaz diye tehdit eder.
  • Dizide Offred direniş grubuna yardım etmeye karar verdiğini söyler, gece Jezebel'in Yerine gidip Rachel'dan bir paket alması talimatını alır. Rachel bir şekilde ona paketi ulaştırır. Eskiden beri bastırılan Damızlık Kızlar tarafından yazılmış kayıtları içeren bir pakettir. Offred'in ayağa kalkıp mücadele etmesine yardımcı olur. Kitapta böyle bir detaya yer verilmez. 
  • Dizide Janine bebeğini alarak intihar etmeye kalkar, Offred ikna eder, bebeği bırakıp kendisini atar. Kitapta böyle bir detay bulunmaz. 
  • Dizide Moira Jezebel'in Yeri'nde sifondan kesici bir parça çıkartıp geceyi birlikte geçireceği adamı öldürerek kaçar. Kitapta sifondan aldığı parçayla Teyze'yi kandırıp Kırmızı Merkez'den kaçar. 
  • Kitapta Serena kıyafetindeki izden Fred'le Offred'in birlikte çıktığını yakalar. Dizide June'un parıltılı elbisesini bularak anlar. Fred'le yüzleşir, Offred'in hamile olduğunu ama bebeğin kendisinden olmadığını, çünkü Fred'in kısır olduğunu söyler. 
  • Dizinin sonunda intihar etme suçundan yargılanan Janine'e taşlanarak ölüm cezası verilir. Offred başta olmak üzere tüm Damızlık Kızlar başkaldırarak taş atmayı reddederler. Kitapta böyle bir kısım yoktur.

14 yorum:

sezer eser perker dedi ki...

Böyle ayrıntılı olmasa da , ben de Alias Grace'den bahsettim:)
Damızlık Kızın Öyküsü'nü okudum, diziye daha başlamadım. Ayrıntılı, hoş bir yazı olmuş.

Kitaptan Filme dedi ki...

Tesekkurler :) yaziyi daha fazla uzatmayayim diye bahsetmemistim ama Alias Grace'i merak ediyorum. Sizin yaziniza bakacagim.

deeptone dedi ki...

hımmmm okumadım ama diziyi ilk çıktığında yabancı sitelerden izledim, fena diildi işte ama süperlerden diyemem :)

Kitaptan Filme dedi ki...

deeptone,
Bence elisabeth moss yanlis secim, 10 bolumun 7'si onun tuhaf mimiklerini izlemekle gecti zaten. Ben kitabi cok begendim tavsiye ederim :)

asli erguven dedi ki...

Distopya romanları sanırım beni biraz korkutuyor çok duydum kitabı ve diziyi ancak okumaya elim gitmedi 😐

Kitaptan Filme dedi ki...

asli erguven,
Oldukca karanlik bir atmosferi var gercekten. Hem kitabin hem dizinin.

Bi Poşet Kitap dedi ki...

bloguna bayıldımm :) kitabı okumayı bekliyorum dizi için, bir ara tam kitabı sipariş verdim baskısı bitmişti iptal oldu :D şimdi baskısı var ama ben almıyorum bir çeşit kaçan kovalanır haleti ruhiyesi içindeyiz :D

Kitaptan Filme dedi ki...

Bi Poşet Kitap, teşekkürler hoş geldin :)
Aa hiç bekletme vallahi kitabı da dizisi de bir solukta bitecek :)

Kafa Dergi dedi ki...

Kitabı da diziyi de merak ediyordum ben de. :)
Blogunuza yeni geldim, yazılara bakacağım hemen. :)
Ben de beklerim, sevgiler...

Kitaptan Filme dedi ki...

Hoş geldiniz, iyi okumalar :)
Özellikle kitabı şiddetle tavsiye ederim.

Dr coffee dedi ki...

benim kitabı okumam uzun bir zamana yayılsa da çok beğendim..
diziyi kitap kadar beğeneceğimi düşünmüyorum.. kitabın zaman dilimi olarak 1980-1990'lar gibi geldi bana..

Kitaptan Filme dedi ki...

Kitap çok güzeldi gerçekten.
Diziden Elisabeth'i çıkarsak tüm bug'ları ortadan kalkacakmış gibi :) Okurken gelecekte geçiyormuş hissini yaşamıştım, dolayısıyla yazıldığı tarihten ileri bir tarihi tasvir ettiğini düşünmüştüm, 2050'ler gibi.

Dr coffee dedi ki...

fredininki kitapta annesinin 1970'lerde kürtaj vs. için yürüyüşlere katıldığından bahsediyor. bi de 2195'deki biliminsanları sanki arkeolojik bir esermiş gibi yaklaşıyordu günlüğe.. ben o sebeple 1980-1990'lar diye düşündüm ama kesin bir zaman dilimi vermeyerek hikayenin zamansızlığı ve zamana ihtiyaca olmadığını da gösteriyor bence margaret atwood okuyanlara

Kitaptan Filme dedi ki...

ince bir ayrıntı yakalamışsınız, evet fredinkinin annesinin yürüyüşlerinden bahsediyordu. dediğiniz aralıkta geçiyor olabilir. benim gelecekte geçtiğini düşünmemin sebebi; kitabın yazıldığı dönem de dediğiniz aralığa denk geliyor. doğurganlık ne ara azaldı, insanoğlunun düzeni ne ara değişti, sanki bunların gerçekleşmesi için günümüze bir 50 sene koymak gerekiyor gibi.