14 Mayıs 2016 Cumartesi

Kitaptan Filme: The Martian

Gravity, Interstellar, The Martian. Son 3 yıldır her sene bir uzay temalı film şeklinde ilerliyoruz, çok da güzel oluyor. The Martian, bu 3 film arasında psikolojinizi en az yoran, moralinizi en az bozan film. Mars'a inip araştırma yapan Ares III ekibi, fırtına nedeniyle görev güncellemesi alarak aniden havalanmak zorunda kalıyor. Fırtınada ana iletişim aracının anteni koparak mürettebatın makine mühendisi ve botanisti Mark Watney (Matt Damon)'a çarparak ciddi bir yara almasına neden oluyor. Mark'ın öldüğünü düşünen mürettebat zor bir karar vererek onsuz kalkış yapıyorlar. Günler geçiyor, Mark'ın hala hayatta olduğu ve Mars'ta kendine bir mini yaşam alanı oluşturduğu çeşitli sinyallerle anlaşılıyor. NASA mühendisleri ve Mark bir şekilde iletişim kurmanın yolunu buluyorlar. Yaklaşık 1,5 sene boyunca süren bir Mars'ta yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. İçinde ne başka bir evrende kapana kısılmışlık depresyonu var, ne de ölüm korkusu. İçinde gayet pozitif ve keyifli bir adamın Mars'ta sürekli iyiyi düşünerek ayakta kalma hikayesi var.

Bir uzay filmi bu kadar da soap opera'ya dönüştürülmez ki diyorsunuz. İşin ilginç kısmı burada. Gerçekçi olamayacak kadar pozitif sahnelerle dolu olan bu filmin NASA'dan da onay aldığını öğreniyoruz. Boş bir kitap değil. Gerçekçi olmayan, örneğin Mars'ta fırtına çıkması gibi sahnelerin de yazar tarafından bilerek abartıldığını öğreniyoruz. Filme karşı güven burada başlıyor. Bence bu noktadan sonra ilgi çekici oluyor.


4 kişiye değinmek istiyorum.

Andy Weir
Aynı isimli kitaptan uyarlama bir film bu. Kitabın yazarı Andy Weir. Kitabı yazıyor, kendi sitesinde ücretsiz bir şekilde 2011 yılında yayınlıyor. Daha sonra 99 cent'e Amazon'da e-kitap olarak satmaya başlıyor. The Crown Publishing isimli yayınevi basılı yayın hakkını satın alıyor ve 2014 yılında kitap olarak çıkıp best-seller oluyor. Andy Weir bir "nerd" tabiri caizse. Filmin pek çok sahnesi gerçek hesaplamalara, gerçekçi senaryolara dayanıyor. Ayrıca Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke hayranı.

Ridley Scott
Yönetmen Ridley Scott. Bu sene iki roman uyarlamasını takip ediyorum, ikincisi diziye uyarlanan The Man From The High Castle (Philip K. Dick). The Martian filmini ilk izlediğimde, kitabı henüz okumamıştım ve filmin keyifli olduğunu düşündüm. Kitabı okuduktan sonra tekrar izlediğimde çok iddialı bir uyarlama olmadığını fark ettim. Bunu tamamen Ridley Scott'ın üzerine atabilir miyim, yoksa Matt Damon'da mı sıkıntı var, karar veremiyorum. Tam olarak içime sinmeyen bir şeyler var. Neden sonda Kumandan Lewis kendisi çıktı ve neden Mark eldivenini delerek ivme kazandı? Bunlar neden kitaptaki gibi bırakılmadı? Yanıtı biliyoruz ve rahatsız oluyoruz. Yine de bence bilim kurgu için yaşayan en yetenekli yönetmenlerden biri.  Yaşadığı sürece yapacağı şeyleri heyecanla takip edeceğim.

Matt Damon ve Jessica Chastain
Insterstellar'ın kadrosunu hatırlayalım, Matt Damon ve Jessica Chastain oynuyordu. Jessica ilk defa o filmde dikkatimi çekmişti. Çok iyi bir seçim olduğunu düşünmüştüm. 3 senedir her sene 1 dikkat çekici uzay filmi şeklinde ilerliyoruz. 2 önemli filmde aynı kadın oyuncunun öne çıkarılması bana çok sevimli gelmedi. Çok başarılı bir şeyi 1 kere izlediğinde heyecanlanıyorsun, 2. izleyişte sıkılıyorsun. Dolayısıyla Jessica Chastain rolüne yakışsa bile heyecan verici bir seçim değildi.

Matt Damon için durum biraz daha farklı. Interstellar'da hikayenin antagonistiydi. Uzayda, uzay kıyafetlerini giymişken rakibine kafa atıp oksijenini keserek öldürmeye yeltendiği bir sahnesi vardı, o filmin genel atmosferi için aşırı bir aksiyon sahnesiydi, olmamıştı, yıldızı parlamamıştı. Bir önceki filmde öne çıkmadığı için burada tekrar kadroya dahil olması Jessica gibi gözüme batmadı. Gözüme batan şey oyunculuğu oldu. Kitabı okurken kafamda canlandırdığım Mark karakterinin komik esprileri Matt Damon'da komik olmamıştı.

Film ve Kitap Arasındaki Farklar
Kitapta Sol 6'da filmde ise Sol 18'de söz konusu kaza oluyor ve Ares III ekibi Mars'ı terk ediyor. Neden günle oynadıklarını bilmiyorum. Herhalde Mars'ta biraz daha uzun süre vakit geçirmiş bir
insanın Mars ile başa çıkmasının daha gerçekçi olacağını düşünmüşler.

Kitapta elbette daha fazla detay var. Soller arası süre 1-2 gün. Filmde ise süreyi kısaltmak adına Soller hızlı hızlı atlıyor. Dolayısıyla karakterin ruhsal halini günlük olarak takip etme şansımız olmuyor. Filmde bir şeyler boş kaldı demiştim ya, biri bu sanırım.

Mark, kitapta kıyafetinin delinmesi halinde deliği kapatmak için bir huni ve çok kuvvetli bir reçine kullanıyor. Bunu birçok kez kullanıyor üstelik. Bunu görselliğe dökmek biraz zaman alacağından yapışkan olarak sadece koli bandını kullanmışlar. Bence önemli bir detayı elemişler.

Kitapta Hab'de patlama olunca Mark'ın dünya ile iletişimi kopuyor. Filmde böyle bir şeye yer verilmemiş. Dünyayla iletişime geçtiği andan Mars'ı terk ettiği güne kadar iletişimde hiçbir sıkıntı çıkmıyor. Bu da filmin önemli bir eksiği. Kitaptaki en büyük gerilimlerden birini olduğu gibi atlamış.

Filmin bir sahnesinde Mark duştan çıkarken ne kadar zayıfladığı izleyiciye gösteriliyor. Güzel. Ancak kitapta Mark sadece 2 kez, incinen sırtı daha çabuk iyileşsin diye sıcak küvete giriyor. Bunun arka planı da seyirciye gösterilmemiş.

Filmde Mark, kendisini Ares III ekibiyle buluşturacak olan MTA'ya Pathfinder ile giderken o küçük aracın içinde 100 küsür gün geçirdiği, bu kadar küçük alanda çok sıkıldığı, sıkıntısını azaltmak için kendine brandadan bir yatak odası yaptığı detaylarının hiçbirine yer verilmemiş. Yine neden çıkarıldığını anlamadığım önemli kısımlardan biri.

Kitapta Mark, patlayan Hab'de donan patateslerin hepsini önce haşlayıp sonra Pathfinder'a taşıyor.
Böylece 100 küsür gün boyunca pişmiş ve böylelikle kalorisi artmış patatesler yiyor. Filmde elbette bu yok.

Boromir  ya da Mitch
Filmde Teddy, kendisine karşı gelerek Ares III'ün Mars'a geri dönmesini destekleyen Mitch'ten, görev tamamlandığında istifasını vermesini istiyor. Kitapta ise direkt kanıt bulursa onu kovacağını söylüyor. Bu değişikliğin nedeni muhtemelen filmde Mitch karakterini Sean Benn, nam-ı diğer Boromir'in canlandırması. Adam hem yüzük kardeşliğinde hem de Stark hanedanında savaşıp onurlu bir şekilde ölmüş bir halk kahramanı. Kovulacak hali yok. Ancak onurlu bir şekilde istifa edebilir. Biz normal insanlar gibi tazminatın, üçün beşin peşinde koşacak değil.

Bonus 1
İzleyenler hatırlar, Mark'ı kurtarmak için gizlice toplanılması ve basına bilgi sızdırılmaması gerekmektedir. Venkat bu toplantının adına Yüzüklerin Efendisi'ne atıfta bulunarak Elrond Konseyi der. Bunun ne anlama geldiğini soran Annie'ye yanıtı Mitch verecektir. Mitch. Boromir yani.

Bonus 2 
Mark, Mars'tan ayrılmadan önce son hazırlıklarını yaparken çalan şarkı David Bowie-Starman'dir.

Sonuç
Sonuçta filmin çok iyi bir uyarlama olmadığı, Oscar'a yetişsin diye alelacele yapıldığı izlenimi var. Detaylar atlanmış, detay olmayınca da kurgunun altı boş kalmış. Filmi izleyip de kitabı okumayanlara okumaları şiddetle tavsiye edilir.

Hiç yorum yok: