12 Mayıs 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: The Godfather

Don Vito Corleone (Marlon Brando)
İtalyan asıllı Amerikalı yazar Mario Puzo'nun 1969'da yayınlanan mafya romanı. Kitapta Corleone ailesinin 1945-1955 yılları arasındaki çöküş ve toparlama evreleri yer alır. Ayrıca bir bölümde geri dönüş yapılarak 1910'lu yıllara gidilir ve Don Vito Corleone'nin bu işe nasıl bulaştığı anlatılır.

Burada karıştırmamak gereken bir şey var; Mario Puzo tek bir roman yazıyor ve ilk Baba filmi tamamen bu romandan uyarlama olarak çekiliyor. İkinci ve üçüncü filmlere karşılık gelen bir kitap yok* ancak Mario Puzo her 3 filmin de senaryo yazımına yardım ediyor. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla Mario Puzo tarafından yaratılmış bir dünya olduğunu söyleyebiliriz.

Elbette tamamen hayal ürünü değil, yazar Amerika'daki gerçek İtalyan mafyatik ilişkilerden esinleniyor. Örneğin, New York çevresinde gücü elinde bulunduran "Beş Aile" aslında gerçek. Ayrıca, Johnny Fontane karakteri, Frank Sinatra'dan esinlenilerek oluşturulmuş.


Connie Corleone ve Carlo Rizzi düğünü
Öncelikle söylemek gerekir ki özellikle ilk iki film dünya çapında övülen, Oscar'ları toplamış, son derece sağlam eserler. Üçüncü film çok güçlü değil ne yazık ki, izleyicinin üzerinde ilk ikisi kadar büyük bir etki bırakmıyor. Belki 70'ler atmosferini kaybetmiş olmasından, belki de filmin bel kemiği Vito Corleone karakteri olmadığı için.

İlk film gerçek bir uyarlama nasıl olur sorusunun yanıtı gibi. Filmden sonra kitabı okuyanlar dediğimi anlayacaktır: Okurken birinci filmin detaylı bir senaryosunu okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Özellikle düşman ailelerdeki kişilerin karakterlerini anlamak açısından kitabı okumak önemli.

Bu üçlemenin efsaneye dönüşmesinin bana göre sebepleri şöyle:

  1. Devlet düzenini reddedip kendi düzenini kuran güçlü, korkusuz ancak merhametli, adaletli ve sadık bir adamın kendinden emin bir şekilde yarattığı düzen fikri insanın hoşuna gidiyor.
  2. Filmde ailenin yaşadığı güçlü ve zengin yaşam aklınızı çeliyor. 
  3. İtalyanlar, İtalyan tutkusu, İtalyan kadınlar, İtalyan erkekler, İtalyanca...
  4. Film 1945-1955 aralığını anlatsa da, çekim teknikleri ve atmosfer açısından çok fazla 70'ler. Dolayısıyla klas bir atmosfer var. 
  5. Marlon Brando, Al Pacino, Robert De Niro... 
  6. Yukarıda saydığım adamlar oynamış. 
  7. Sinema sektörünün başındakiler, devletin başındakiler, kumar dünyasının başındakiler, uyuşturucu, Amerika, güç, daha çok güç.
  8. Bunca pisliği zarif bir şekilde idare eden Baba karakteri: Hem merhametli ve çocuklarına vakit ayıran gerçek bir aile babası, hem de benzer bir babalık içgüdüsüyle dostlarını ve ailesini koruyup düşmanlarını acımasızca yok edebilen bir mafya babası. 
  9. Son olarak adamlar gerçekten oynamış. 

Efsane
Don Vito Corleone
Tanrısal. Adaleti başkalarından beklemiyor, kendi dünyasını yaratıp kendi adaletiyle yargılıyor. Mafyayı bir para ve iktidar işi olarak değil, bir aile işi olarak görüyor. Öyle ki, kendisinden yardım isteyenlerden para istemiyor, kendisine Baba demelerini ve saygı göstermelerini istiyor. Bir de tabii ileride işi düştüğünde Baba'nın talebini ne olursa olsun yerine getirmeleri için güvence alıyor. Tüm işi düşmanlara reddedemeyecekleri teklifler yaparak ve zamanı geldiğinde uygun pozisyondaki dostlarından iyilik isteyerek yürütüyor. Ürpertici derecede zeki, korkusuz ve öngörülü bir karakter. Filmi izleme sebebimiz. Marlon Brando'ya sonsuz saygılar.

Michael Corleone
Vito Corleone'nin cenazesinde Michael
İtalyan asıllı bir Amerikalı olarak, savaşta Amerikan ordusunda yer alır ve ailesinin işine karşı geldiğini her fırsatta gösterir. Ta ki polis memuru McCluskey'den yumruk yiyene kadar. Bu yumruk ve babasının düştüğü durum onu hırslandırır, içindeki mafya babası ortaya çıkar, ailenin boşalan koltuğuna gelir. Michael Corleone karakterini canlandıran Al Pacino'ya sonsuz saygılar. Kitabı okuyanlar hatırlayacaktır; Michael'in babasından aldığı en belirgin özelliği, sinirlendiğinde karşısındakine felç geçirtecek kadar donuk ve korkutucu bir bakış fırlatmasıdır. Al Pacino bunu her yaptığında ekran karşısında saygıyla eğilirsiniz.

Fred Corleone
Damarlarında Corleone kanı taşıdığından şüphe duyacağınız kadar korkak, hassas ancak kumar ve turizm sektörlerinde işe yarayacak kadar keyif pezevengi bir karakterdir. Nitekim turizm sayesinde tutunmuştur.

Sonny Corleone
Film ve romandaki en agresif ve tutkulu karakterdir. Babasının korkusuzluğunu almış, ancak sakinliğini alamadığı için erken yaşta hayatını kaybetmiştir.

Connie Corleone
Babanın tek kızıdır, babaya şımarabilen tek kızdır. Yönetmenin kız kardeşi Talia Shire tarafından canlandırılması bu karakterin başına gelen en kötü şeydir. Bir türlü sevemedim nedense.

Mrs. Corleone
Don Vito Corleone'nin ömür boyu sadık kaldığı, karşılığını aldığı, aileyi bir arada tutan annedir. Babanın işlerine karışmaz. Ev işlerini yönetir. Sorgulamaz. Uyum sağlar. Sadakat gösterir.

Amerigo Bonasera, Vito Corleone'ye ilk kez Don der
Amerigo Bonasera
Filmin açılış sahnesinde konuşan karakterdir. İtalya'dan gelen mafya ailelerinin mantığını açıklar aslında bu karakter. Kızını tecavüz eden 2 kişinin cezalandırılması için öncelikle Amerikan hukukuna güvenir. Mahkeme gerekli cezayı vermediği için Baba'nın huzuruna çıkar. İsminden de anlaşıldığı gibi bu adam öncelikle Amerika'yı (Amerigo) tercih etmiş, sonra ezildiğini görünce İtalyan asıllarına (Bonasera) geri dönmüştür. Başlarda Baba'dan kendisi için parayla iş yapmasını ister hatta emreder. Baba'nın zenginlere değil dostlarına çalıştığını anlayacak ve ona itaat edecektir. O zaman babanın güvendiği bir dostu olmuştur, öyle ki Sonny öldüğünde Baba cesedi ona götürmüştür.

Kitapta olmayıp filmde olan şeyler
Kitap aslında son derece bire bir uyarlansa da, 2,5 saate sığdırılamayacağından filmde birkaç ufak nokta çıkarılmıştır. Bunlardan en önemlisi Sonny'nin yattığı Lucy karakteri. Bu karakter, Sonny öldükten sonra hayatına Las Vegas'ta devam edecek, aileden destek görecek ve doktor Jules ile mutlu bir ilişkiye başlayacaktır. Aynı şekilde Jules karakterine de hiç değinilmemiştir.

Vito Corleone, Michael'e akıl verir
İkinci nokta da kitapta Mrs. Corleone, Kay ile çok ilgilenmekte, onu oğluna yakıştırmaktadır. Filmde ikisi arasındaki ilişki hiç gösterilmez.

Filmle kitap arasında öyle paragraflarla anlatılacak kadar çok fazla fark yoktur kısaca. Puzo yazmış, Coppola gerçekleştirmiştir. Puzo, Coppola'nın sinemaya sığdıramadığını anlatmış; Coppola mükemmel oyuncular Puzo'nun anlatımının da ötesine geçmiştir. Birlikte ortaya mükemmel bir iş çıkarmışlar bence.

Kitabını hala okumayanlar için şiddetle tavsiyedir. Özellikle İtalyanlara ve 70'lere ilgi duyuyorsanız ve filmleri hala izlemediyseniz çok fazla şey kaçırdınız demektir.

*İkinci filmde kısmen kitaptan etkilenilmiş aslında: şöyle ki, Don Vito Corleone'nin gençliği anlatılıyor, bu kısım romanda da var.