J. K. Rowling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
J. K. Rowling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2016 Perşembe

Kitaptan Filme: Harry Potter and the Order of the Phoenix (Kısım I)

J. K. Rowling‘in yazdığı Harry Potter serisinin beşinci kitabı olan Zümrüdüanka Yoldaşlığı, 2003 yılında İngiltere’de Bloomsbury, Amerika’da Scholastic Inc. ve Kanada’da Raincoast tarafından yayınlandı.

Hikaye her zamanki gibi Dursley‘lerde başlar. Harry tüm yaz teyzesi, eniştesi ve gittikçe magandaya dönüşen kuzeni yüzünden kabus gibi günler geçirir. Bir gün Ruh Emiciler Dudley’e saldırır, Harry onu kurtarıp eve kaçar. Tüm yaz haber alamadığı arkadaşlarına ve Dumbledore’a kendisi için endişelenmedikleri gerekçesiyle kızgındır. Oysa DumbledoreDursley‘lerin komşusu Mrs. Figg ile Harry‘nin güvenliğini izlemektedir. 

Voldemort artık gücünü toplayıp geri gelmiştir. Sihir Bakanlığı onun geri geldiğini kabullenmez, bunu iddia eden Harry Potter‘ı ve Harry‘yi destekleyen Dumbledore‘u yalancı ilan eder. Sihir dünyası Dumbledore düşmanı çoğunluk ve Dumbledore‘un çevresinde toplanan birkaç kişilik grup -ki bu kişiler Zümdürüanka Yoldaşlığı adını verdikleri bir topluluğun üyelerinden ibarettir- olarak ikiye ayrılır. 

Zümrüdüanka Yoldaşlığı üyesi büyücüler gizli toplantılarını sürdüredursun, Harry ve arkadaşlarının okulu başlar. Artık beşinci sınıfa geçtikleri için bir yandan SBD (Sıradan Büyücülük Düzeyi) sınavına çalışmaları, bir yandan seçecekleri mesleğe karar vermeleri, bir yandan da Voldemort tehlikesine karşı tetikte olmaları gerekmektedir. Bu arada Sihir Bakanlığı, Hogwarts’ta Dumbledore‘un kendine bir ordu hazırlamak üzere öğrenci yetiştirdiğinden şüphelendiği için uygulama ağırlıklı derslerin içeriğini değiştirmek amacıyla Profesör Umbridge‘ı müfettiş olarak atar. Aynı zamanda Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersi veren Umbridge, uygulamalı büyü öğretimini tamamen kaldırır ve yalnızca teorik dersler vererek öğrencilerin büyü becerilerini köreltmeye çalışır. Arkasında Sihir Bakanlığının desteği olduğu için kimse kendisine alenen karşı gelememektedir. Hermione‘inin fikriyle, öğrenciler Dumbledore Ordusu ismini verdikleri bir grup oluşturup gizlice Harry‘den Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Büyülerini öğrenirler ve böylece enselerinde hissettikleri Voldemort‘a karşı kendi çabalarıyla güçlenmeye başlarlar. Bu arada VoldemortHarry‘nin zihnine girerek zaman zaman onun karanlık rüyalar görmesine neden olur. Bu rüyaların birinde HarryMr. Weasley‘nin yaralandığını görür ve zamanında müdahale edilmesini sağlayarak onu kurtarır. Bu arada Gelecek Postası’nda Azkaban’dan bir grup büyücünün kaçtığı haberleri yayılır. Bir gün yine bir rüya aracılığıyla Harry, hayattaki tek ailesi, vaftiz babası Sirius Black‘in tehlikede olduğunu görür ve ona yardım etmek için arkadaşlarıyla birlikte Sihir Bakanlığı’na gider. Burada tuzağa düşürülmüş olduğunu fark eder. Harry ve arkadaşları, Azkaban kaçakları, Voldemort, Dumbledore ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı üyeleri karşı karşıya gelerek Harry’nin ele geçirdiği kehanet için savaşırlar. Sonunda Harry, vaftiz babası Sirius Black‘i kaybetse de, Voldemort‘u zihninden atarak yenmeyi başarır. Kitabın sonunda HarryVoldemort‘un iki çocuktan (Harry ve Neville) birine bağlı olduğunu, bu bağlantıda yalnızca bir kişinin hayatta kalabileceğini öğrenir. Kendisinin Voldemort’la bağlantılı olduğuna ve ikisinden birinin ölmek zorunda olduğuna inanan Harry, her şeyini kaybetmiş bir şekilde serüvenine devam edecektir.

Serinin bu kitabında en çok dikkat çeken detaylar şöyle: 

Profesör Umbridge: Pratik yerine teoriyi getiren despot, otoriter, ezberci ve tepeden inmeci aşırı sevimsiz karakter. Her öğretmenin dersine girip teftişler yapıyor. Hagrid‘e ve Trelawney‘e özellikle takık, sonunda Trelawney‘i kovduruyor. Yalnızca, karizmasından ödün vermeyen ve ona onun kadar gıcık yanıtlar veren Profesör McGonagall onunla mücadele ediyor, bunlar kitabın en eğlenceli kısımları. Umbridge, daha ilk derste Harry‘ye verdiği Tüy Kalem cezasıyla akılda kalıyor. Bu cezada, özel tüy kalemle deftere yazı yazan bir kişinin eline bu yazı kazınarak yara oluşmasına neden oluyor. Sonunda, Hermione‘nin tuzağına düşerek Yasak Orman’da at adamların saldırısına uğruyor, uzun süre kendine gelemiyor ve görevinden atılıyor. 

Fred ve George: Şaka işini iyice büyütüyorlar. Okulu birbirine katacak icatlar yapıyorlar. En sonunda geleceklerinde akademiyi görmediklerini düşünerek efsanevi bir şakayla okula veda ediyorlar ve Harry‘nin vermiş olduğu parayla Şaka Dükkanlarını açıyorlar. 

Quidditch: Bu sene her türlü şüpheli gruplaşmayı yasaklayan Umbridge, Harry‘ye Quidditch‘i de yasaklıyor. Bu kez Ron ve Ginny takıma katılıyorlar. Sene boyunca çok kötü oynayan Ron‘un başarılı olduğu tek maçı, Hermione ve HarryHagrid onları alıkoyduğu için izleyemiyorlar. 

Testraller: Yalnızca yakınlarından birinin öldüğünü gören kişilerin görebildiği uçan siyah atlar. Luna ve Harry görebiliyor. Sirius‘u kurtarmak için Londra’ya Testrallerin sırtında gidiyorlar. Bindikleri şeyi göremeyen Hermione ve Ron allak bullak oluyor. 

Grawp: Hagrid’in devler diyarından bulup getirdiği üvey kardeşi. Yasak Orman’da bağlı yaşıyor. Hagrid kendisinin yakın gözetim altında olduğunu bildiği için onu Harry ve Hermione‘ye emanet ediyor. 

Bellatrix Lestrange: Azkaban’dan kaçan ölüm yiyenlerden biri, kısa rolüne rağmen manyak olduğunu haykırıyor. 

Luna Lovegood: Harry ile birlikte Testral’leri görebilen ve tülün arkasından gelen sesleri duyabilen tek çocuk. Biraz tuhaf, dergiyi ters tutarak okuyor, hiç arkadaşı yok. babası muhalif gazete olan Dırdırcı‘nın sahibi, o da en az kızı kadar tuhaf, öyle ki eline Harry ile röportaj yapma fırsatı geçmişken, bu fırsata Vıdıvıdı Vızcız ve Buruşuk Boynuzlu Hırgürler hakkında yapılacak olan haberlerden daha fazla değer vermiyor. Küçük yaşta annesini kaybediyor. Okuldaki herkes ona karşı kötü davransa da o kimseden intikam almaya çalışmıyor. 

Neville: Annesi ve babası zamanında Bellatrix‘in saldırısına maruz kalıp akıl sağlıklarını kaybederek St. Mungo’ya kaldırılıyorlar. İlk defa bu kitapta ailesi hakkındaki bu gerçeği öğreniyoruz. Ayrıca, kehanete göre Voldemort‘un bağ kurma olasılığı olan bir diğer çocuğun da Neville olduğunu öğreniyoruz. 

Tonks: Bir Metamorfmagus. Saç rengini istediği an değiştirebiliyor. Ve evet filmdeki Tonks‘u Game of Thrones‘dan biliyoruz.

Kitap 2007 yılında, İngiltere-Amerika ortak yapımıyla David Yates yönetmenliğinde filme uyarlanır. Senaryosunu Michael Goldenberg yazar. Bin küsur sayfalı çok uzun bir kitap olmasına rağmen filmi nispeten kısa, 138 dakika. J.K. Rowling, hikayenin özünü korumak ve güzel bir film oluşturmak şartıyla Goldenber’e senaryoyla istediği gibi oynama özgürlüğü sunar. Tek müdahale ettiği nokta, Sirius‘ın ev cini Kreacher olur. Goldenberg hikayeden tamamen kırpsa da Rowling filme dahil etmesi için ısrar edince ekler.

Yalnızca filmi izlediyseniz bu yorumuma katılmayacaksınız ama kitabı okuduktan sonra filmi izlediyseniz ne demek istediğimi anlarsınız: Film kitabın fragmanı gibi. En sonda, Esrar Odası’ndaki çarpışma sahnesine gelene kadar, her şeyin kısa bir özeti yapılmış gibi hissediyorsunuz. Trelawney‘nin kovulması kitabın epey bir gelişme bölümünde yer alırken filmde pat diye karşınıza çıkıyor. Filmden ne yazık ki Harry Potter dünyasının en önemli özelliği olan Quidditch maçlarını tamamen çıkarmışlar. Bu durum Rupert Grint’i çok üzmüş, çünkü yeni filmde Quidditch‘li sahneler için çok heyecanlanmış. Rupert’ı üzen bizi de üzer.

Benim film hakkındaki genel değerlendirmem iyi. Lafı fazla uzatmadıkları doğru, kurguyu çarpıtmamışlar. Bazen bazı diyalogların hikayedeki yerini değiştirmişler ama hikayenin özünü korumuşlar. Daha çok izleyici çekmek için ne bir duygu sömürüsü, ne bir aşırı aksiyon vardı. Quidditch dışında büyük bir eksikliği yok. Yalnız dediğim gibi, fragman tadında geçiyor. Hikayenin bir özetini bu film sayesinde izlediniz, asıl hikaye için kitabı okumanız gerekiyor.

Lafı bu kadar uzattığım yeter, kitapla film arasındaki farkları başka bir yazıya bırakıp burada bitireyim.

Tabi ki şiddetle tavsiye, hem kitap hem de film.

İyi okumalar/seyirler.

5 Haziran 2016 Pazar

Kitaptan Filme: Harry Potter and the Prisoner of Azkaban


Harry Potter and the Prisoner of Azkaban (Harry Potter ve Azkaban Tutsağı), Harry Potter serisinin üçüncü kitabıdır. 1999 yılında İngiltere'de Bloomsbury, Amerika'da ise Scholastic Inc. tarafından yayınlanır. J. K. Rowling'in bir senede yazıp bitirdiği kitap Türkiye'de Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu'nun çok başarılı çevirisiyle YKY tarafından 2001 yılında yayınlanır.

Kısaca kitabın konusu

Kitap, Harry ve arkadaşlarının Hogwarts'taki üçüncü senelerini anlatır. İlk iki kitaptan alıştığımız gibi, hikaye yaz tatilini Dursley'lerin evinde bir tutsak gibi geçiren Harry ile başlar. Nefret ettiği Marge Teyze, Dursley'leri ziyarete gelmiş ve Harry'nin annesiyle babası hakkında ileri geri konuşmuştur. Sinirlenerek farkında olmadan büyü yapan ve Marge Teyze'nin şişip uçmasına neden olan Harry, Dursley'lerin cezalarına kulak asmaz ve öfkeyle evden kaçar. Ne yapacağını kara kara düşünen Harry'yi Hızır Otobüs kurtaracaktır. Diagon Yolu'na sağ salim varan Harry, orada arkadaşları Ron ve Hermione ile buluşarak Hogwarts'ın yolunu tutar.

Elbette orada onu bekleyen yeni tehlikeler vardır. Azkaban Hapishanesi'nden kaçan azılı katil Sirius Black herkesin yeni gündemini meşgul etmektedir. Black, Voldemort'un destekçisidir ve Harry'nin peşinde olma ihtimali yüksektir. Öğrencileri korumaları için okul giriş çıkışlarına iğrenç Ruh Emiciler yerleştirilmiştir. 

Harry ve arkadaşlarının Hogwarts'taki üçüncü senesi Sirius Black'e karşı korunarak, Ruh Emiciler'den korkarak, yeni derslerine çalışarak, yeni Quidditch maçlarına hazırlanarak geçecektir.

Yeni karakterler

Bu kitapta çocukların büyümesiyle birlikte kurgu da karmaşıklaştırılmış, çok sayıda yeni karakter eklenmiş. Azılı katil Sirius Black, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Remus Lupin, şaşırtıcı karakter Peter Pattigrew, Kehanet dersi öğretmeni Bayan Trelawney, Ruh Emiciler, Hermione'nin yeni kedisi azman Crookshanks... Üçüncü kitapta okuru taze bir atmosfer beklemektedir.

Yönetmen ve Dumbledore değişikliği

Kitap, 2004 yılında Alfonso Cuarón yönetmenliğinde sinemaya uyarlanır. Guillermo del Toro ve Alejandro González Iñárritu ile arkadaş olan Cuarón'un yönetmen koltuğuna geçmesiyle birlikte filmde gözle görülür bir anlatım değişikliği olmuştur. 

Nasıl? Birinci ve ikinci bölümlerde tekdüze bir tempo vardı. Filmler, kitaplara uygun şekilde yansıtılmıştı. Örneğin birinci kitap 17 bölümden oluşuyordu, filmde de bu 17 bölümün tamamı yeterince detay verilerek işlenmişti. Ortaya, aslına uygun ama bir parça sıkıcı filmler çıkmıştı. Cuarón bunu tam tersine çevirmiş. Akıcı ama aslına uygun olmayan bir film çekmış.

Peki daha mı iyi olmuş? İlk filmleri biraz heyecansız diye eleştirmiştim. Karakterlerin yeterince derinine inemediği için filmler tam içime sinmemişti. Oysa beterin beteri varmış. Bu filmi, akıcı olmasına rağmen hiç sevemedim çünkü aslına uygun çekme kaygısı yaşanmamış, belli. Birçok detay atlanmış, sıralama değiştirilmiş, diyaloglarla oynanmış... Edebiyat anlatımı ortadan kaldırılarak tamamen sinema anlatımı kullanılmış. Kısacası okur ezilip geçilerek izleyiciye oynanmış. Biraz gücendim.

Örneğin, İzleyicinin gözüne iki damla yaş dolsun diye Sirius Black ile Harry'nin son kısımdaki diyalogları yeniden yazılmış. Neden? Bu bence öyküyü basitleştirmek demek, içime sinmedi.

Zaten Cuarón'un tarzını ve bu filme ne katmak istediğini de anlayabilmiş değilim. Künyesinde Gravity ve Children of Men olan bir yönetmen neden Harry Potter'ı çeker? Gravity ve Children of Men, durağan ve gerçekçi filmler. HP'de ise tamamen gerçekten uzak, fantastik ve bol aksiyonlu bir atmosfer var. Yani bence kendi tarzının da ötesine geçmiş. Deneysel çalışmış sanki.

Yönetmenin değişmesini çok sevmedim, ama değişen başka bir karakter var ki oh bee dedim: Dumbledore karakteri. İlk iki filmde Richard Harris tarafından canlandırılan karakteri, bu filmde Michal Gambon oynamış. Bence kitaptakine daha yakın bir karakter çıkarmış ortaya. Richard Harris'in bir parça donuk oynadığını düşünüyordum. İyi bir değişiklik olmuş.

Kitapla film arasındaki farklar

Burada yaklaşık 4 sayfalık bir liste yazabilirim ama fazla yaygara koparmadan sadece canımı en çok yakan değişikliklerden bahsedeceğim.

- Öncelikle kitap başladıktan sonra Hogwarts trenine binene kadar filmde yaklaşık otuz beş milyon tane detay atlanmış. Burada hangi birini yazacağımı bilemiyorum, o yüzden yazmayacağım. Zaten Harry Potter filmlerinin kaderi bu, Hogwarts trenine kadar olan kısmı yeterince detaylı işlemesek de olur diyorlar. E haklılar, süre kısıtlı. Ama bu filmde aşırı olmuş.

- Hızır otobüsü okurken çok eğlenmiştim, direksiyon koltuğunda fizik kurallarını umursamadan giden manyak bir karakter var. Öyle ki giderken yolunun üstüne çıkan binalar, nesneler, o çarpmasın diye kıvrılıyor, otobüse hiçbir şey olmuyor. Bu sahneyi görmeyi çok istemiştim, göremedim elbette. Binaları kıvırmak yerine otobüsü kıvırmışlar. Ehh. Neden Murphy kanunları her yerde karşıma çıkmak zorunda?

- Kitapta Hermione'nin kedisi yüzünden Ron ile aylarca konuşmadığını okuyoruz. Filmde bu kısım yok. Ron bir iki söyleniyor ve konu kapanıyor. Faresinin ölümünden acı çektiğini bile görmüyoruz. Halbuki bu sonraki bölümler için önemli bir kısımdı. Şimdi küserek birbirlerinden nefret eden karakterler, ileride bambaşka şeyler yaşayacaklar. Bu bölüm atlanmamalıydı.

- Aynı şekilde Hermione'nin aynı anda 4 derse girebilmesinin üzerinde durulmuyor. Tek bir sahnede geçiştiriliyor. Günlerce kütüphanede yatıp kalktığı, gözlerinin altının yorgunluktan çöktüğü, bu yoğunluk arasında Hagrid'in duruşmasına yardım ettiği vs. gösterilmiyor. (Zaten Hagrid'in duruşma sürecine neredeyse hiç değinilmemiş.) Kitapta karakterler bu ders yoğunluğunu ara ara sorgulayıp okura ipucu veriyorlar. Filmde bu resmen göz ardı edilmiş.

- Snape'in Neville Longbottom'ı haşladığı ve Harry ile Ron'a Malfoy'un ayak işlerini yaptırdığı ders hiç eklenmemiş. Neyse, bu ufak sayılır. Dayanamadım yine ufak detaylara girdim.

- Lupin'in kıyafetleri kitapta eski püskü, kendisi de çok zayıf, bakımsız bir adam. Biraz tekinsiz duruyor. Hatta bu nedenle ben sonuna kadar Sirius Black'in Lupin olabileceğini falan düşünmüştüm. Lupin tehlikeli bir adam görüntüsü çiziyordu. Filmde standart bir bedene ve normal kıyafetlere sahip. Hatta şüphe çekici hiçbir hareketi yok. Tehlikeli bir karakter değil.

- Zafer kazandıkları son Quidditch maçı yok. Evet yok. Gyriffindor'lar kırk yılın başı bir şampiyonluk kazanıyorlar ve yönetmen bunu ciddiye almıyor. Bence eksiklikten de öte, ayıp. 

- Filmde Harry, Çapulcu Haritası'na bakınca Peter Pettigrew'in adımlarını görebiliyor. Kitapta asla böyle bir ipucu yok. Filmin kafasına göre hareket ettiğinin bir kanıtı bu kısım. Seyirciye farenin Peter olduğu bas bas bağırılmış nedense. Yazarın kurgusuyla filmin anlatımı birbirinden o kadar farklı ki... Daha fazla yazmayacağım.

Karakterlerle ilgili

Yönetmenler ve anlatım değişince, karakterlerin anlatımı da değişmiş mi peki?

Bir önceki filmde daha çocuktular tabi, daha çocukça kavgalar, diyaloglar ve maceralar izledik. Bu filmde artık gençler ve ilişkileri, diyalogları, başlarından geçenler de daha farklı. Bu kitapta biraz daha çalışkan, çok çalıştığı için biraz daha yorgun, sinirli ve gergin bir Hermione var örneğin. Çocukluktan ilk sıyrılan karakter bence Hermione. Her zaman aklı başında ve panik anında doğru kararlar vermeyi başarıyor. Ron bu filmde çok öne çıkamamış. En az geçen filmdeki kadar tatlı bir karakter var kitapta ama filme yansıtılamamış. Çünkü yönetmen Ron'un öne çıktığı bütün bölümleri kırpmış, favori karakterimi katletmiş. Harry ise yine aynı tavırlara ve karaktere sahip. Ancak Harry'nin çok içine bastırdığı anne baba özlemi bu filmde gereğinden fazla gözler önüne serilmiş. Sirius Black ile son sahnedeki diyaloğu bu nedenle sevemedim.

Bu bölümde bence film-kitap sıralamasıyla ilerlemekte fayda var. Film özetin özeti olduğu için sonradan kitabı okuyarak detayları öğrenmek keyifli olabilir.

Kitap-film sıralamasıyla ilerlerseniz ne yazık ki keyfiniz kaçacak.